İsrail, Avrupa'daki Rusya kaynaklı güvenlik endişelerinin artmasıyla birlikte, kıta ülkelerine hava ve füze savunma sistemleri satışında önemli bir artış bekliyor. İsrail Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili, Berlin'de yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalar içinde en az bir yeni sözleşmenin imzalanmasının beklendiğini duyurdu. Yetkili, talebin özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırgan politikaları ve Avrupa'da yükselen güvenlik tehdidi algısı nedeniyle arttığını vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Son yıllarda dünya genelinde hava savunma sistemlerine olan talep, özellikle Ukrayna savaşının ardından katlanarak arttı. Avrupa ülkeleri, hava sahalarını korumak için modern savunma sistemlerine yatırım yapma konusunda acele ediyor. Almanya'nın Arrow 3 sistemi için İsrail'le 3,5 milyar dolarlık anlaşma yapması, bu eğilimin en somut örneği. İsrail Savunma Bakanlığı'ndaki yetkili, "Avrupalı ortaklarımızın Rusya'nın tehditlerine karşı kendilerini koruma isteği, talebi olağanüstü seviyelere çıkardı" dedi. İsrail'in en çok satılan sistemleri arasında Demir Kubbe'nin kara versiyonu, Davud'un Sapanı ve Arrow 2/3 balistik füze önleme sistemleri yer alıyor. Yetkili, özellikle Doğu Avrupa ülkelerinin acil ihtiyaçlarına dikkat çekti: "Polonya, Romanya ve Baltık ülkeleri, Rusya'nın sınırlarına yakınlıkları nedeniyle en yüksek önceliğe sahip."
Bölgesel ve küresel boyut
Avrupa'nın hava savunma alanındaki bu yoğun silahlanması, NATO'nun doğu kanadını güçlendirme stratejisinin bir parçası. ABD ve Avrupalı müttefikler, Rusya'nın olası bir saldırısına karşı ortak bir savunma hattı oluşturmaya çalışıyor. İsrail, bu pazarda ABD'nin Patriot ve THAAD sistemleriyle rekabet ediyor ancak daha uygun maliyetli ve savaşta test edilmiş çözümler sunuyor. İsrail'in Ukrayna'ya doğrudan silah satmamasına rağmen, Avrupa ülkeleri aracılığıyla dolaylı olarak Ukrayna'nın savunmasına katkıda bulunması, Rusya'yı rahatsız ediyor. Moskova, İsrail'in bu satışlarını "düşmanca bir eylem" olarak nitelendiriyor. Öte yandan, Tel Aviv, İran ve Hizbullah gibi tehditlere karşı kendi güvenliği için de Avrupa pazarını stratejik bir kaynak olarak görüyor. Uzmanlar, önümüzdeki beş yıl içinde Avrupa hava savunma pazarının 50 milyar doları aşacağını tahmin ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Avrupa'ya artan hava savunma satışları, Türkiye için karmaşık sonuçlar doğurabilir. Bir yandan, NATO müttefiki olarak Avrupa'nın hava savunma kapasitesinin güçlenmesi, ittifakın caydırıcılığını artırarak Türkiye'nin güvenliğine dolaylı katkı sağlayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Rusya ile geliştirdiği S-400 krizi ve F-35 programından çıkarılması, Ankara'nın hava savunma ihtiyacını akut hale getirdi. Yerli sistemler (Hisar, Siper) henüz seri üretime geçmediği için Türkiye, mevcut durumda hem NATO standartlarına uyum hem de Rusya ile bağları dengelemek zorunda. İsrail'in Doğu Avrupa'daki nüfuzunu artırması, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini sınırlayabilir. Ayrıca, Türkiye-İsrail ilişkileri tarihsel olarak inişli çıkışlı seyrettiğinden, bu satışlar Ankara'nın hava savunma seçeneklerini dolaylı olarak etkileyebilir.