İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı Kuşra köyünde düzenlenen yerleşimci saldırısına karşı gösteri yapan altı Filistinliyi gözaltına aldı. Görgü tanıklarının aktardığına göre, gözaltılar dün gece geç saatlerde köyün girişinde meydana geldi. Filistinli gençlerin taş attığı gerekçesiyle askeri araçlara bindirilen altı kişi, kimlikleri açıklanmadan bölgeden uzaklaştırıldı.
Yerleşimci baskını ve gözaltıların arka planı
Olayların başlangıcı, Pazar günü akşam saatlerinde çok sayıda silahlı İsrailli yerleşimcinin Kuşra'ya baskın düzenlemesiyle başladı. Yaklaşık 300 kişilik grubun köye üç ayrı noktadan girdiği, Filistinli hanelere ateş açtığı, evleri ve araçları ateşe verdiği bildirildi. Filistin Kızılayı'ndan yapılan açıklamada, saldırı sırasında bir kişinin gerçek mermiyle, 15 kişinin ise lastik mermi ve taşlardan kaynaklı yaralandığı kaydedildi.
Köy sakinlerinden Muhammed Ebu Salim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Saldırganlar evlerimize kadar girdi. Kadınlar ve çocuklar camilere sığındı. Gece boyunca silah sesleri durmadı" dedi. Ebu Salim, İsrail güçlerinin yerleşimcilere müdahale etmediğini, aksine gösteri yapan Filistinlilere göz yaşartıcı gaz ve gerçek mermiyle karşılık verdiğini öne sürdü.
Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın haberine göre, yerleşimci saldırısında dört ev ciddi hasar gördü, bir ev ise kullanılamaz hale geldi. Ayrıca çok sayıda zeytin ağacı kesildi ve tarım arazileri yakıldı. Köyde yaşayanlar, saldırı sonrası güvenliklerinden endişe ettikleri için evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Gözaltına alınan Filistinlilerin aileleri, İsrail askerlerinin "gözaltı işlemi sırasında orantısız güç kullandığını" belirterek, Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne başvurduklarını kaydetti. Aileler, tutukluların avukatlarıyla görüştürülmediğini de dile getirdi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Kuşra'daki olaylar, son dönemde Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddetinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2023'ün başından bu yana yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik 700'den fazla saldırısı kayıtlara geçti. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 40 oranında artış gösterdi.
Olay, ABD'nin yeni yönetiminin İsrail-Filistin politikalarının şekillendiği bir döneme denk geldi. Washington yönetimi, Batı Şeria'daki yerleşim birimlerinin genişletilmesine ilişkin "uluslararası hukuku ihlal ettiği" yönünde açıklamalar yaparken, İsrail hükümeti ise bölgedeki yerleşimci faaliyetlerini sürdürme kararlılığını vurguluyor.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptığı yazılı açıklamada, "Yerleşimci şiddeti, iki devletli çözümü imkânsız hale getiriyor. Bu saldırıları kınıyor, İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırıyoruz" ifadelerini kullandı.
İsrail ordu sözcüsü ise yaptığı açıklamada, "Güvenlik güçleri bölgede huzuru sağlamak için çalışıyor. Yerleşimcilerle ilgili herhangi bir şikayet incelenmektedir. Olayla ilgili soruşturma sürüyor" dedi. Açıklamada, gözaltına alınan altı kişinin "kamu düzenini bozdukları" gerekçesiyle tutulduğu ifade edildi.
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, Kuşra'daki saldırıyı "işgal suçu" olarak nitelendirerek, uluslararası topluma "İsrail'e yaptırım uygulanması" çağrısında bulundu. Iştiyye, "Bu, yerleşimci terörüdür. Filistin halkı korunmadan barış olmaz" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen bir duruş sergiliyor. Bu tür yerleşimci şiddeti olayları, Ankara'nın bölgede tansiyonun düşürülmesi çağrılarını güçlendirebilir. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin topraklarının işgaline karşı çıkarken, iki devletli çözümü savunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme sürecini yürüttüğü bir dönemde, iç kamuoyunda ve İslam dünyasında ses getirebilir. Ankara'nın, Filistinlilere yönelik insani yardımlarını ve siyasi desteğini sürdürmesi beklenirken, yerleşimci şiddetinin artması bölgesel istikrarsızlığı kötüleştirebilir ve Türkiye'nin Orta Doğu'da arabuluculuk rolünü etkileyebilir.