Nijer'de cunta yönetimine karşı ordu içindeki bazı birliklerin başlattığı isyan girişimi, ülkeyi yeniden kaosa sürükledi. Cumartesi günü başkent Niamey'deki askeri üslerde silah sesleri ve patlamaların duyulmasının ardından, güvenlik güçleri kilit önemdeki havaalanı çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Nijerli yetkililer, durumun henüz istikrara kavuşmadığını ve bölgedeki hareketliliğin sürdüğünü bildirdi. Olayların, ülkedeki geçiş hükümetine karşı düzenlenen ikinci büyük isyan girişimi olduğu belirtiliyor; ilki 2023 yılında Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'un devrilmesiyle sonuçlanmıştı.
Olayların Arka Planı: Askeri Üslerdeki İsyan ve Hükümetin Tepkisi
Nijer ordusuna bağlı bir grup asker, başkentteki önemli bir askeri üste subaylara karşı ayaklanarak stratejik noktalara ateş açtı. Görgü tanıkları, havaalanı yakınlarındaki semtlerde yoğun silah sesleri duyulduğunu, ardından da helikopterlerin alçak uçuşlar yaptığını aktardı. Yerel kaynaklara göre, isyancı askerler özellikle cumhurbaşkanlığı muhafız birliğinin kışlası ve ulusal televizyon binası yakınlarında konuşlandı. Hükümet sözcüsü Amadou Abdramane, devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin duruma hâkim olduğunu ancak 'bazı serseri grupların' hâlâ etkisiz hale getirilmediğini söyledi. Fransa merkezli uluslararası haber ajansı France 24'ün aktardığına göre, Niamey'deki havaalanı çevresinde zırhlı araçlar ve askeri konvoylar görüldü; sivil uçuşlar geçici olarak askıya alındı.
Bu isyan girişimi, Nijer'in son bir yılda yaşadığı siyasi istikrarsızlığın bir devamı niteliğinde. Temmuz 2023'te general Tchiani önderliğindeki cunta, seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'u devirerek yönetime el koymuştu. Cunta, Fransa ile askeri iş birliğini sonlandırmış ve ülkedeki Fransız askerlerinin çekilmesini sağlamıştı. Ancak içeride muhalefet, ekonomik kriz ve güvenlik sorunları nedeniyle cunta yönetimine yönelik hoşnutsuzluk giderek artıyor. Özellikle ordu içindeki bazı fraksiyonların, cuntanın Rusya ile yakınlaşma politikasına ve Batı ile ilişkilerin koparılmasına tepki gösterdiği biliniyor. Uzmanlar, bu son isyan girişiminin, cunta liderleri arasındaki güç mücadelesinin bir yansıması olabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sahel'de Artan İstikrarsızlık
Nijer'deki bu gelişme, Sahel bölgesindeki genel istikrarsızlığın bir parçasını oluşturuyor. Mali ve Burkina Faso'da da benzer askeri darbeler yaşanmış, bu ülkelerde cunta yönetimleri Batı karşıtı söylemlerle öne çıkmıştır. Nijer'in, Batı Afrika'da demokrasinin son kalesi olarak görülmesine rağmen, 2023'teki darbe bu algıyı değiştirmiştir. Şu anda Sahel bölgesinde cunta yönetimlerinin kontrolünde olan ülkeler, Rusya'nın Afrika'daki nüfuzunu artırmasına zemin hazırlıyor. Rusya'nın özel askeri şirketi Wagner, Mali'de ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde etkinlik gösteriyor; Nijer'de de cunta yönetimi Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmaya çalışıyor.
Batılı ülkeler, özellikle Fransa ve ABD, Nijer'deki istikrarsızlığın bölgesel güvenliği tehdit ettiğini vurguluyor. ABD'nin Nijer'de insansız hava aracı (İHA) üssü bulunuyor ve bu üs, Sahra Altı Afrika'da terörle mücadele operasyonları için kritik öneme sahip. İsyan girişimi, bu üssün geleceğini de belirsizliğe sürüklüyor. Avrupa Birliği ise, Nijer'deki siyasi krizin çözümü için demokratik sürece dönüş çağrısında bulundu. BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili acil toplantı yapması bekleniyor. Nijer'deki istikrarsızlık, aynı zamanda göç rotalarını ve insani yardım operasyonlarını da olumsuz etkiliyor; bölgede binlerce insan yerinden edilmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Nijer'deki krizi yakından izliyor. 2023'teki darbenin ardından Türkiye, cunta ile diyalog kanallarını açık tutmuş, ancak demokratik meşruiyetin önemini vurgulamıştı. Nijer, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde önemli bir ortak; savunma sanayii iş birlikleri ve kalkınma yardımları sürüyor. Bu son isyan girişimi, bölgedeki istikrarsızlığın Türkiye'nin yatırımlarını ve diplomatik nüfuzunu olumsuz etkileyebileceği anlamına geliyor. Ayrıca, Sahel'deki güvenlik boşluğunun terör örgütlerine yarayabileceği ve bunun bölgesel güvenliğe tehdit oluşturduğu değerlendiriliyor. Türkiye, Libya ve Somali'de olduğu gibi, Afrika'da istikrarın sağlanması için inisiyatif alarak, Nijer'deki taraflar arasında arabuluculuk yapabilir. Bu bağlamda Türkiye'nin, hem cunta hem de muhalefetle iletişim halinde olduğu, krizin barışçıl çözümü için çaba sarf ettiği biliniyor. Bölgedeki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika politikasının sürdürülebilirliği açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor.