İsrail, Gazze'deki savaşın gölgesinde ABD'nin kendisini terk edeceği korkusuyla karşı karşıya. Orta Doğu uzmanı Mouin Rabbani'nin sunduğu Palestine This Week programında, İran ile yapılması planlanan ateşkes anlaşmasının Gazze'yi kapsayıp kapsamayacağı, İsrail'in güvenlik doktrinindeki derin kriz ve Washington ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin olası bir kopuş noktasına gelip gelmediği tartışılıyor. Al Jazeera'nın İsrail'in savaş suçlarına ilişkin şoke eden araştırması da masada.
İran Ateşkesi ve Gazze'nin Kaderi
İran ile ABD arasında varılabilecek olası bir ateşkes anlaşmasının Gazze'deki savaşı da kapsayıp kapsamayacağı merak konusu. Uzmanlara göre, Tahran yönetimi Gazze'deki çatışmaların durmasını kendi çıkarları için bir ön koşul olarak görebilir. Ancak İsrail, Gazze'de askeri hedeflerine ulaşmadan ateşkese yanaşmayarak bu denklemi zorlaştırıyor. Bu durum, İsrail'in ulusal güvenlik stratejisini sorgulamasına yol açıyor.
İsrail'in Güvenlik Krizi ve ABD'den Kopuş Endişesi
7 Ekim saldırıları sonrası İsrail'in itibarı ve caydırıcılığı büyük yara aldı. Geleneksel olarak ABD'nin sorgusuz sualsiz desteğine güvenen İsrail, şimdi Washington'un kendisini yalnız bırakabileceği endişesiyle karşı karşıya. Başkan Joe Biden yönetiminin İsrail'in Gazze operasyonlarına yönelik artan eleştirileri, iki ülke arasındaki bağların zayıfladığı yorumlarına neden oluyor. Uzmanlar, İran ile varılacak bir anlaşmanın ABD-İsrail ilişkilerinde tarihi bir kırılmaya işaret edebileceğini belirtiyor. Al Jazeera'nın ortaya çıkardığı görüntüler ise İsrail ordusunun sivil yerleşimlere yönelik saldırılarında uluslararası hukuku ihlal ettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler Türkiye'nin bölgesel politikasını yakından ilgilendiriyor. İsrail'in ABD desteğini kaybetme olasılığı, Ankara'nın Filistin davasına verdiği desteği güçlendirebilir ve Doğu Akdeniz'deki enerji dengelerini etkileyebilir. Ayrıca, İran ile ABD arasında varılacak olası bir ateşkes, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki terörle mücadele stratejisini de şekillendirebilir. Türkiye, bu süreçte hem Filistin halkının haklarını savunurken hem de bölgesel istikrarı koruma adına arabulucu rolünü pekiştirebilir.