İsrail, ABD ile İran arasında varılması beklenen mutabakat çerçevesinde Güney Lübnan’da işgal altında tuttuğu sözde “güvenlik bölgesi”nden çekilmeyeceğini açıkladı. İsrail güvenlik kaynaklarına dayandırılan habere göre, siyasi liderliğin talimatı doğrultusunda hareket eden ordu, bölgedeki varlığını sürdürmeye hazırlanıyor. Anadolu Ajansı’nın aktardığı bilgilerde, İsrail’in bu pozisyonunun, Tahran yönetimiyle yürütülen müzakerelerdeki ana başlıklardan biri olduğu belirtiliyor. Tel Aviv yönetimi, Lübnan sınırında oluşturduğu tampon bölgeyi kendi güvenliği için hayati görürken, uluslararası toplumun bu duruma tepkisi merakla bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail güvenlik kaynakları, cumartesi günü yaptıkları açıklamada, ABD ile İran arasında varılması muhtemel anlaşmanın Güney Lübnan’daki askeri varlığı kapsamadığını vurguladı. Kaynaklar, “Güvenlik kurumu, siyasi liderlikten gelebilecek olası talimatlara hazırlanıyor” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İsrail’in bölgeden çekilmesi yönünde uluslararası baskıların arttığı bir döneme denk geldi.
İsrail’in 2006 yılındaki Lübnan Savaşı’nın ardından güçlendirdiği sınır önlemleri, “güvenlik bölgesi” olarak adlandırılan alanın kapsamını genişletmişti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı, İsrail’in Lübnan’daki tüm askeri varlığını sonlandırmasını öngörse de, Tel Aviv yönetimi bu kararı kendi güvenlik kaygıları gerekçesiyle tam olarak uygulamadı.
ABD ile İran arasındaki görüşmelerde, Lübnan’daki Hizbullah’ın etkisinin azaltılması da masada yer alıyor. Ancak İsrail’in çekilme konusundaki kesin duruşu, diplomatik çabaların önünde önemli bir engel oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail’in bu tutumu, Doğu Akdeniz’deki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Hizbullah, İsrail’in bölgedeki varlığını egemenlik ihlali olarak nitelendirirken, İran destekli örgütün olası bir çatışmada devreye girme ihtimali endişe yaratıyor. ABD’nin arabuluculuk çabaları, hem İran’ın nükleer programını hem de bölgesel nüfuzunu sınırlamayı hedefliyor.
Lübnan hükümeti, İsrail işgalinin sona ermesi için uluslararası topluma çağrı yaparken, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) bölgedeki rolü de tartışma konusu. İsrail’in çekilmemesi halinde, yeni bir askeri çatışma riski artabilir. Öte yandan, İran ile varılacak bir anlaşma, İsrail’in güvenlik kaygılarını hafifletse de, mevcut durumda Tel Aviv’in pozisyonunun değişmediği görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Lübnan’daki çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Lübnan’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdiği destekle bilinirken, İsrail’in işgalci tutumu bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Türkiye, özellikle İran ve Hizbullah ile ilişkileri bağlamında, İsrail’in bu hamlesini yakından takip ediyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları konusunda İsrail’in elinin güçlenmesi, Türkiye’nin kıta sahanlığı haklarını dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle Ankara’nın diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor.