İsrail, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıların üçüncü yıl dönümünü geride bırakırken, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun olay öncesinde aldığı istihbarat uyarıları ve bu uyarıların neden dikkate alınmadığı soruları hâlâ yanıt bulmuş değil. Londra Şehir Üniversitesi'nde öğretim görevlisi ve 'The New Censorship' kitabının yazarı Ayala Panievsky, FRANCE 24'ten Mark Owen'a verdiği demeçte, saldırının üzerinden geçen süreye rağmen Netanyahu'nun siyasi sorumluluk alıp almayacağının belirsizliğini koruduğunu söyledi.
Saldırı öncesi uyarılar ve soru işaretleri
7 Ekim 2023 sabahı Hamas ve diğer silahlı gruplar, İsrail'in güney sınırındaki Gazze Şeridi'nden geniş çaplı bir saldırı başlattı. Yaklaşık 1.200 kişi hayatını kaybetti, 250'den fazla kişi rehin alındı. Saldırı, İsrail istihbaratı ve güvenlik güçleri için tarihi bir başarısızlık olarak değerlendirildi. O günden bu yana yapılan araştırmalar, saldırıdan aylar önce Mısır, Katar ve hatta İsrail'in kendi istihbarat birimlerinden çeşitli uyarılar geldiğini ortaya koydu. Ancak Netanyahu hükümeti, bu uyarıların yeterince ciddiye alınmadığı yönündeki eleştirileri reddediyor ve sorumluluğu güvenlik kurumlarına yüklüyor.
Panievsky, "Netanyahu'nun 7 Ekim'de olanlar için bedel ödeyip ödemeyeceği hâlâ belirsiz" diyerek, İsrail kamuoyunda konunun canlılığını koruduğunu vurguladı. Uzman, başbakanın uzun yıllardır görevde kalmasını sağlayan siyasi manevralarının, bu kez de bir sorgulama sürecini engelleyebileceğini ima etti. İsrail'de 2023 sonrası kurulan devlet soruşturma komisyonları henüz nihai raporunu yayımlamadı; Netanyahu'nun olası bir erken seçim veya yargı süreciyle karşı karşıya kalıp kalmayacağı merak ediliyor.
İsrail iç siyaseti ve uluslararası yansımalar
Saldırının ardından İsrail, Gazze'ye yönelik geniş kapsamlı bir askeri operasyon başlattı. Üç yıl içinde on binlerce Filistinli hayatını kaybederken, bölgede insani kriz derinleşti. Netanyahu, savaşın devamını siyasi varlığını sürdürmek için bir araç olarak kullanmakla suçlanıyor. Muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, başbakanın savaş sonrası bir soruşturma komisyonu kurulmasını geciktirdiğini ve kamuoyunun sorularını yanıtsız bıraktığını belirtiyor.
Uluslararası alanda ise İsrail'in itibarı ciddi yara aldı. Birçok ülke Netanyahu hakkında savaş suçu iddialarıyla yargı süreci başlattı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu ve Savunma Bakanı hakkında tutuklama emri çıkardı. ABD başta olmak üzere Batılı müttefikler ise İsrail'e desteğini sürdürmekle birlikte, sivil kayıplar nedeniyle eleştirilerini artırdı. Panievsky'nin "yeni sansür" olarak adlandırdığı olgu, İsrail'de hükümetin eleştirel sesleri baskılaması ve medya üzerindeki kontrolünü artırması olarak tanımlanıyor. Uzman, bu ortamda gerçeklerin ortaya çıkmasının zorlaştığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim saldırıları ve sonrasındaki İsrail operasyonlarına en sert tepki veren ülkelerden biri oldu. Netanyahu'nun sorumluluktan kaçması, Türkiye'nin bölgede adalet çağrılarını güçlendiriyor. Ankara, Gazze'de kalıcı ateşkes ve iki devletli çözüm için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. İsrail'in eylemlerine karşı uluslararası yaptırım çağrıları yapıyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji dengeleri açısından İsrail'in iç siyasi istikrarsızlığı önemli. Netanyahu'nun olası bir soruşturma sonucu görevden ayrılması, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilir; ancak mevcut belirsizlik, Ankara'nın temkinli politikasını korumasına neden oluyor.