İsrail’in, İngiltere’nin Doğu Kudüs’teki başkonsolosluğunu kapatması için verdiği sürenin dolmasına günler kaldı. İsrail yönetimi, diplomatik misyonu kapatmadığı takdirde yasal yaptırımlarla karşılaşacağı uyarısında bulunurken, eski İngiliz başkonsolosu Vincent Fean, bu talebin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti. Fean, İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak etme yönündeki adımlarının ülkesinin diplomatik temsil hakkını gasp etme amacı taşıdığını vurguladı.
Konsolosluk krizinin arka planı
İngiltere’nin Doğu Kudüs’teki başkonsolosluğu, 1948’den bu yana Filistinlilerle ilişkileri yürütmek ve bölgedeki İngiliz vatandaşlarına hizmet vermek üzere faaliyet gösteriyor. İsrail, 1967’de Doğu Kudüs’ü işgal ettikten sonra bölgeyi kendi başkenti ilan etmiş, ancak uluslararası toplum bu adımı tanımamıştı. 2018’de ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasının ardından İsrail, diğer ülkelerin de benzer adımlar atması için baskıyı artırdı. İngiltere ise büyükelçiliğini Tel Aviv’de tutmayı sürdürüyor ve Doğu Kudüs’teki konsolosluğun statüsünü korumakta kararlı görünüyor.
İsrail makamları, son aylarda İngiliz konsolosluğuna yönelik idari kısıtlamalar getirdi; bölgeye erişim izinleri kısıtlandı ve bazı diplomatik araçların kullanımı engellendi. İsrail’in talebi, konsolosluğun kapatılması için iki haftalık bir süre tanındığı yönünde. İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Doğu Kudüs’teki konsolosluğumuz, Filistin halkıyla ilişkilerimiz ve bölgedeki İngiliz vatandaşlarımıza hizmet açısından hayati önem taşımaktadır. İsrail’in bu talebi kabul edilemez” denildi.
Eski başkonsolos Vincent Fean, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “İsrail’in bu talebi açıkça uluslararası hukuka aykırıdır. Doğu Kudüs, işgal altındaki Filistin toprağıdır ve İngiltere’nin burada konsolosluk bulundurma hakkı vardır. İsrail, kendi yasalarını dayatarak diplomatik misyonları kapatmaya çalışıyor; bu, 1961 Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi’ne de aykırıdır” ifadelerini kullandı. Fean, İngiltere’nin geri adım atmaması gerektiğini, aksi halde İsrail’in diğer ülkelere de benzer baskılar yapacağını sözlerine ekledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğu Kudüs’teki diplomatik temsilcilikler, Filistin-İsrail çatışmasında sembolik bir öneme sahip. İsrail, 1980’de Kudüs’ü “ebedi ve bölünmez başkenti” ilan etmiş, ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 478 sayılı kararı bu ilhakı geçersiz saymıştı. Uluslararası toplum, Doğu Kudüs’ü işgal altındaki toprak olarak kabul ediyor ve buradaki diplomatik misyonların çoğu Filistin yönetimiyle ilişkileri yürütmek üzere faaliyet gösteriyor.
İngiltere’nin yanı sıra Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerin de Doğu Kudüs’te konsoloslukları bulunuyor. İsrail’in bu adımı, Avrupa Birliği ve diğer ülkeler nezdinde benzer taleplere yol açabilir. AB, konuyla ilgili olarak İsrail’e diplomatik kanallardan itirazını iletti. AB Dış İlişkiler Servisi’nden bir yetkili, “Üye devletlerin Kudüs’teki mevcut diplomatik temsilciliklerinin statüsü korunmalıdır. İsrail’in tek taraflı adımları bölgede gerginliği artırır” dedi.
Öte yandan, ABD yönetimi henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak ABD’nin 2018’de Kudüs’e taşıdığı büyükelçiliği, İsrail’in bu tür adımlarını cesaretlendirdiği yorumları yapılıyor. İsrail’in hamlesi, Filistin yönetimi tarafından da kınandı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, “İsrail’in Doğu Kudüs’teki diplomatik misyonları kapatma girişimi, işgalin ve ilhakın bir başka tezahürüdür. Uluslararası toplum buna sessiz kalmamalıdır” açıklamasını yaptı.
Uzmanlar, İngiltere’nin konsolosluğu kapatmaya zorlanması halinde bunun İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan tek taraflı eylemlerine bir yenisi ekleneceğini belirtiyor. Uluslararası Kriz Grubu’ndan bir analist, “İsrail, diplomatik misyonları hedef alarak Filistin meselesinde statükoyu değiştirmeye çalışıyor. Bu, bölgesel istikrarı daha da bozacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
İngiltere’nin nasıl bir yanıt vereceği merak konusu. Londra’nın, İsrail ile ilişkileri germeden konsolosluğu açık tutmanın yollarını aradığı, ancak İsrail’in tutumunu yumuşatmadığı takdirde karşı önlemler alabileceği konuşuluyor. İngiliz parlamentosunda yapılan son oturumda, hükümete İsrail’e yönelik yaptırım çağrıları dile getirildi. Ancak İngiltere’nin, İsrail ile ticari ve güvenlik ilişkilerini göz önünde bulundurarak temkinli hareket edeceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Kudüs’ün statüsü konusunda Filistin’i destekleyen ve İsrail’in tek taraflı adımlarına karşı çıkan bir tutum sergiliyor. İsrail’in İngiltere’ye yönelik bu baskısı, Türkiye’nin Kudüs’teki diplomatik varlığını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye’nin Kudüs başkonsolosluğu, İsrail’in benzer talepleriyle karşılaşabilir. Bu gelişme, Türkiye’nin uluslararası platformlarda İsrail’in işgal ve ilhak politikalarına karşı yürüttüğü diplomatik mücadelede yeni bir argüman sunuyor. Ayrıca, İngiltere ile İsrail arasındaki gerilim, Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde Filistin meselesini daha güçlü bir şekilde gündeme getirmesi için bir fırsat olabilir. Bölgesel istikrar açısından, İsrail’in diplomatik misyonlara yönelik baskısı, Doğu Akdeniz’deki gerginliği artırarak Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir.