İsrail, 27 Ekim 2024 tarihinde erken genel seçime gidiyor. Ülkedeki çok sayıda medya kuruluşunun pazar günü duyurduğu habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yeniden iktidar arayışı, Gazze Şeridi'nde devam eden savaşın ve son yılların en çalkantılı siyasi dönemlerinden birinin ardından gerçekleşecek. Yasal olarak en geç 27 Ekim'e kadar yapılması gereken seçimler için daha erken bir tarih tartışılırken, koalisyon hükümetindeki anlaşmazlıklar ve kamuoyu yoklamalarındaki belirsizlik seçim sürecine damgasını vuruyor.
Seçim takvimi ve siyasi tablo
İsrail'de 2022 sonunda kurulan Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, yargı reformu tartışmaları ve 7 Ekim 2023'te başlayan Hamas-İsrail savaşının ardından büyük bir sınavdan geçiyor. Seçimlerin yasal son tarihi 27 Ekim olsa da, koalisyon içindeki aşırı sağcı partilerin erken seçim çağrıları ve muhalefetin hükümeti istifaya zorlama girişimleri süreci hızlandırdı. Netanyahu'nun Likud Partisi, son anketlerde bir miktar oy kaybına uğramış görünüyor; ancak liderliğindeki blok hâlâ parlamentoda çoğunluğu elde etme potansiyeline sahip. Seçim kampanyasının temel eksenini güvenlik, ekonomi ve hukukun üstünlüğü oluşturacak. Özellikle Gazze'deki çatışmaların seyri ve İran tehdidi, seçmen davranışlarını doğrudan etkileyecek ana faktörler arasında yer alıyor.
Geçtiğimiz haftalarda, Netanyahu'nun siyasi kariyerini tehdit eden yolsuzluk davaları da gündeme gelirken, başbakanın bu süreçte yargı reformunu savunarak kurumları hedef alması, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor. Seçimlere kadar geçecek sürede, İsrail ordusunun Gazze'deki operasyonları ve esir takası müzakereleri de kampanyanın önemli başlıkları olacak.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail seçimlerinin sonuçları, sadece ülke içi siyaseti değil, tüm Orta Doğu'yu etkileyecek. Netanyahu'nun muhtemel bir zaferi, Batı Şeria'daki yerleşim politikalarının hızlanması, İran'a yönelik sert tutumun devamı ve Filistin yönetimiyle barış sürecinin askıya alınması anlamına gelebilir. Öte yandan, muhalefetin kazanması halinde, ABD ile ilişkilerde bir yumuşama ve iki devletli çözüm için yeni bir müzakere zemininin oluşması bekleniyor.
Küresel boyutta, seçim sonuçları ABD, AB ve Birleşmiş Milletler nezdinde yakından izlenecek. Özellikle Suudi Arabistan ile normalleşme süreci ve İbrahim Anlaşmaları'nın geleceği, seçim sonrası oluşacak hükümetin politikalarına bağlı. Rusya, Çin gibi diğer küresel aktörler de İsrail'in yeni hükümetiyle iş birliği olanaklarını değerlendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçimlerin Türkiye-İsrail ilişkileri açısından doğrudan sonuçları olabilir. Son dönemde karşılıklı olarak atanan büyükelçilerle normalleşme sürecine giren ilişkiler, Netanyahu'nun olası bir zaferiyle yeniden gerileme riski taşıyor. Ankara, özellikle Gazze'deki insani kriz ve Filistin meselesinde İsrail'i eleştiren bir duruş sergiliyor. Seçim sonrası İsrail'de kurulacak hükümetin Doğu Akdeniz enerji iş birliği ve savunma sanayi alanındaki ortaklıkları nasıl şekillendireceği, Türk dış politikasının önümüzdeki dönemdeki önemli gündem maddelerinden biri olacak. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlığın artması halinde, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik çıkarları da bu seçimlerden etkilenebilir.