ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün gece İran’a yönelik geniş çaplı bir hava operasyonu düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait bir geminin bir ticari gemiye saldırmasının ardından harekete geçildiği ve yaklaşık 140 askeri hedefin vurulduğu belirtildi. İran Devrim Muhafızları ise misilleme olarak Ürdün, Umman ve Katar’daki ABD askeri tesislerine füze saldırısı düzenlediklerini açıkladı. Bölgede tansiyonun zirve yaptığı bu gelişmeler, küresel enerji piyasalarında paniğe yol açarken, uluslararası toplumdan da acil itidal çağrıları yükseliyor.
Saldırının Arka Planı: Hürmüz Boğazı’nda Gerilim
Çatışmaların fitili, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda bir ticari gemiye düzenlediği saldırı ile ateşlendi. CENTCOM yetkilileri, saldırıda İran yapımı bir geminin kullanıldığını ve gemi mürettebatının güvende olduğunu bildirdi. ABD Başkanı, olayın ardından ulusal güvenlik ekibiyle kriz toplantısı yaparken, Savunma Bakanlığı’na “orantılı ve kararlı” bir yanıt hazırlaması talimatı verdi. Operasyon kapsamında, İran’ın güney kıyılarındaki füze rampaları, insansız hava aracı üsleri ve radar tesisleri hedef alındı. CENTCOM, “operasyonun başarıyla tamamlandığını ve ek saldırıların planlanmadığını” açıkladı.
İran cephesinden ise Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, yaptığı yazılı açıklamada, “ABD’nin saldırganlığına karşılıksız kalmayacak” ifadelerini kullandı. Tahran yönetimi, Ürdün, Umman ve Katar’da konuşlu ABD kuvvetlerine yönelik füze saldırılarında “Kader-110” ve “Hacı Kasım” tipi balistik füzelerin kullanıldığını duyurdu. Bölgedeki ABD kaynakları, saldırılarda ölen ya da yaralanan olmadığını, ancak bazı üslerde maddi hasar meydana geldiğini bildirdi. Bu gelişmeler, iki ülke arasındaki gerilimin son yılların en kritik noktasına ulaştığına işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar: Enerji Güvenliği Tehdit Altında
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Yaşanan son çatışma, bölgede deniz trafiğinin güvenliğini tehdit ederken, petrol fiyatları varil başına 5 doların üzerinde yükseldi. Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri, ABD’nin operasyonuna destek verirken, Rusya ve Çin ise taraflara itidal çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil toplanması beklenirken, Avrupa Birliği de arabuluculuk teklifinde bulundu. NATO, “müttefikine yönelik herhangi bir saldırıya kayıtsız kalmayacağını” açıkladı.
Uzmanlar, bu çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığını belirtiyor. İran’ın Irak, Suriye ve Yemen’deki vekil güçleri aracılığıyla İsrail ve Suudi Arabistan’ı da hedef alabileceği endişesi yaygın. Diğer yandan, ABD’nin seçim öncesi dönemde böyle bir operasyonu üstlenmesi, iç siyasette de tartışmalara neden oldu. Kongre üyeleri, Başkan’ın askeri güç kullanma yetkisini sorgularken, savaş karşıtı gruplar protesto çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO üyesi olarak ABD’nin müttefiki, hem de İran ile komşu ve enerji ticareti yapan bir ülke olarak bu krizde hassas bir denge unsuru. Olası bir sıcak çatışma, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir; çünkü doğalgaz ve petrol ithalatının önemli bir kısmı İran ve Körfez ülkelerinden geliyor. Ayrıca, Irak ve Suriye’de İran destekli grupların faaliyetleri, Türkiye’nin PKK/YPG ile mücadelesini ve sınır güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Ankara, diplomatik kanallarla tarafları sakinleştirmeye çalışırken, bir yandan da askeri hazırlıklarını artırıyor. Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Körfez’deki enerji projelerinde de belirsizlik yaratabilir.