Kudüs Valiliği Pazar günü yaptığı açıklamada, 2026 yılının başından bu yana Mescid-i Aksa'dan İsrail tarafından verilen sınır dışı emri sayısının 800'e yükseldiğini bildirdi. Valilik, Eylül ayının ilk altı gününde yaklaşık 15 yeni emrin kaydedildiğini belirtti. Söz konusu emirler, İsrail polisinin Mescid-i Aksa'ya girişi yasakladığı süreli veya süresiz yasakları kapsıyor. Valiliğin yazılı açıklamasına göre, bu uygulama 2026 boyunca sistematik biçimde arttı ve özellikle dini vecibelerini yerine getirmek isteyen Filistinliler ile ibadet özgürlüğünü kısıtlayan bir baskı aracına dönüştü. Kararlar, genellikle herhangi bir resmi suçlama veya yargı kararı olmaksızın idari tedbirler şeklinde uygulanıyor.
Uygulamanın arka planı ve hukuki boyutu
İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik sınır dışı emirleri, işgal altındaki Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinliler için uzun süredir devam eden bir uygulama. Ancak 2026 verileri, bu tür emirlerin sayısında ciddi bir artış olduğunu gösteriyor. Kudüs Valiliği, emirlerin çoğunun belirli bir süreyle sınırlı olmadığını, bazılarının altı ay veya bir yıla kadar uzatılabildiğini veya süresiz hale getirilebildiğini ifade etti. Bu emirler, İsrail polisinin sahadaki takdirine bağlı olarak veriliyor ve itiraz mekanizmaları neredeyse hiç işlemiyor.
Uluslararası hukuk açısından, işgal altındaki topraklarda yaşayan sivillere yönelik toplu cezalandırma ve ibadet özgürlüğünü kısıtlayan idari tedbirler, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları kuruluşları, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya erişimi keyfi biçimde sınırlandırmasını defalarca eleştirdi. Ancak İsrail makamları, bu emirleri "güvenlik gerekçesi" ile savunuyor. Kudüs Valiliği'nin açıklaması, uygulamanın dini özgürlükleri hedef aldığını ve Filistin toplumunu baskı altına almaya yönelik olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, emirlerin sayısındaki artış, bölgedeki gerilimin de bir göstergesi. 2026'nın ilk aylarından itibaren Mescid-i Aksa'ya yönelik provokatif yerleşimci turları ve İsrail güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri, Filistinliler ile İsrail polisi arasında çatışmalara sahne oldu. Bu olayların ardından toplu sınır dışı emirleri daha sık gündeme geldi. Valiliğin verilerine göre, sadece Eylül ayının ilk altı gününde 15 emir kaydedildi; bu da ayda ortalama 75 emre işaret ediyor ve yıl sonuna kadar sayının 1000'i aşabileceğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Mescid-i Aksa, Müslümanlar için üçüncü kutsal mekân olarak kabul ediliyor ve statükosu uluslararası anlaşmalarla güvence altında. İsrail'in buraya yönelik idari kısıtlamaları, sadece Filistinlileri değil, tüm İslam dünyasını yakından ilgilendiriyor. Son yıllarda Ürdün, Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleri, Mescid-i Aksa'nın statükosuna yönelik herhangi bir ihlali kırmızı çizgi olarak nitelendirdi. Ancak İsrail'in sınır dışı emirlerini artırması, uluslararası toplumun etkili bir yaptırım uygulamadığını gösteriyor. BM Güvenlik Konseyi'nde konuyla ilgili girişimler ABD'nin veto tehdidiyle karşılaşıyor.
Bölgesel düzeyde, bu gelişme Filistin-İsrail çatışmasını daha da derinleştirebilir. Hamas ve İslami Cihad gibi gruplar, Mescid-i Aksa'ya yönelik kısıtlamaları direniş çağrılarında sıkça kullanıyor. 2026'daki artış, özellikle Ramazan ve diğer dini günlerde yeni gerilim dalgalarını tetikleyebilir. Ayrıca, İsrail'in bu politikası, Arap ülkeleriyle normalleşme süreçlerini de zora sokuyor. Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, Filistin meselesini göz ardı ederek İsrail ile ilişkileri normalleştirmeye sıcak bakmıyor; Aksa'daki ihlaller bu süreci yavaşlatıyor.
Küresel ölçekte ise, uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail'in idari sınır dışı emirlerini "apartheid" uygulamalarının bir parçası olarak değerlendiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin soruşturmaları kapsamında bu tür uygulamalar delil olarak toplanıyor. Ancak somut bir yaptırım henüz gündemde değil. Avrupa Birliği, açıklamalarında endişeyi dile getirse de, üye ülkeler arasında farklı tutumlar var. İsrail'in en büyük destekçisi ABD yönetimi ise konuya ilişkin sessizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Mescid-i Aksa'nın statükosunun korunmasını uzun süredir dış politikasının öncelikli maddeleri arasında tutuyor. İsrail'in 2026 başından bu yana 800 sınır dışı emri vermesi, Ankara'nın bölgedeki hassasiyetini artıracak ve uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini sertleştirmesine yol açacak. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM çatısı altında ortak bir tepki oluşturmaya çalışabilir. Ayrıca, bu gelişme Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği pekiştirirken, İsrail ile yürütülen enerji ve ticaret müzakerelerini de olumsuz etkileyebilir. Kamuoyunda tepki büyüyebilir ve hükümetin diplomasi kanallarını daha aktif kullanması beklenebilir.