MADRİD - İspanya'da yayınlanan bir kamuoyu araştırmasına göre, İspanyolların neredeyse onda dokuzu temmuz sonunda Ceuta'ya yönelik kitlesel göç dalgasından Fas'ı sorumlu tutuyor. Katılımcıların çoğunluğu ise Başbakan Pedro Sánchez'in kriz yönetimini "kötü" veya "çok kötü" olarak değerlendiriyor. 7 Eylül Pazartesi günü açıklanan anket, İspanyol kamuoyunun hem dış politika hem de hükümetin göç politikalarına ilişkin algısını ortaya koyuyor.
Ceuta krizinin arka planı
Kuzey Afrika'da İspanya'ya bağlı özerk bir bölge olan Ceuta, 26-27 Temmuz 2021 tarihlerinde benzeri görülmemiş bir göç akınıyla karşılaştı. Fas sınırından yüzlerce, hatta binlerce düzensiz göçmenin yüzerek veya yürüyerek Ceuta'ya geçtiği bildirildi. İspanyol yetkililer, Fas'ın sınır kontrollerini gevşetmesinin bu akını tetiklediğini savundu. Olay, İspanya ile Fas arasında diplomatik bir krize yol açtı; Madrid, Rabat'ı göçü bir baskı aracı olarak kullanmakla suçladı.
Krizin hemen ardından İspanya, Ceuta'ya asker takviyesi yaptı ve göçmenleri geri gönderme süreçlerini hızlandırdı. Ancak muhalefet partileri, hükümetin krizi öngöremediğini ve yeterli önlem almadığını öne sürdü. Anket sonuçları, bu eleştirilerin geniş bir toplumsal karşılık bulduğunu gösteriyor.
Anketin detayları ve siyasi yansımaları
Söz konusu anket, İspanya'da faaliyet gösteren bir araştırma şirketi tarafından gerçekleştirildi. Katılımcılara "Ceuta'ya yönelik kitlesel göç akınından kim sorumlu?" sorusu yöneltildi. Yanıt verenlerin yaklaşık yüzde 90'ı Fas'ı işaret etti. Bu oran, İspanyol kamuoyunun büyük ölçüde hükümetin tezini benimsediğini gösteriyor. Ancak aynı anket, Sánchez hükümetinin kriz yönetimine ilişkin olumsuz bir tablo çiziyor: Katılımcıların çoğunluğu yönetimi "kötü" veya "çok kötü" olarak nitelendirdi.
Anketin siyasi sonuçları da dikkate değer. İspanya'da 2023 genel seçimleri öncesinde göç ve dış politika konuları giderek daha fazla tartışılıyor. Sağ popülist Vox partisi, göç karşıtı söylemiyle anketlerde yükselişini sürdürüyor. Hükümet ortakları ise Sánchez'i Fas'a karşı çok yumuşak davranmakla eleştiriyor. Ceuta krizi, İspanya'nın göç politikalarının ve Fas ile ilişkilerinin sorgulandığı bir dönemeç olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ceuta krizi, yalnızca İspanya-Fas ilişkilerini değil, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin göç politikalarını da yakından ilgilendiriyor. AB, düzensiz göçle mücadelede üye ülkelere destek verirken, sınır yönetimi konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmekte zorlanıyor. İspanya, AB'nin güney sınırındaki en önemli geçiş noktalarından biri olan Ceuta ve Melilla'yı korumak için ek fon ve işbirliği talebinde bulunuyor. Öte yandan Fas, göç akışını kontrol altında tutma kapasitesini AB'ye karşı bir koz olarak kullanabiliyor. Bu durum, AB'nin dış sınırlarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Krizin bir diğer önemli boyutu da NATO ve Akdeniz güvenliği. İspanya, NATO üyesi olarak güney kanadında istikrarı sağlamakla yükümlü. Fas ise NATO üyesi olmasa da Batı'nın bölgedeki önemli bir ortağı. Ceuta'daki gerilim, ittifak içinde rahatsızlık yaratabilir. Ayrıca, göç dalgasının yarattığı insani kriz, uluslararası kuruluşların müdahalesini gerektirdi. BM ve AB, taraflara itidal çağrısı yaparken, sivil toplum kuruluşları göçmenlerin geri gönderilmesindeki hukuki sorunlara dikkat çekti.
Anketin sonuçları, İspanyol hükümetinin önümüzdeki dönemde hem Fas ile ilişkileri onarmak hem de kamuoyunun güvenini yeniden kazanmak için zorlu bir denge kurması gerektiğini gösteriyor. Göç, İspanya siyasetinin belirleyici gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ceuta krizi ve İspanyol kamuoyunun tepkisi, Türkiye'nin göç ve sınır güvenliği politikaları açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Suriye krizi sonrası milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapmış ve AB ile 2016 anlaşması çerçevesinde göç akışını kontrol etmeyi taahhüt etmişti. İspanya'nın Fas ile yaşadığı gerilim, göçün bir dış politika aracı olarak kullanılabileceğini gösteriyor. Ankara, benzer şekilde AB ile ilişkilerinde göç kartını zaman zaman gündeme getiriyor. Ayrıca, NATO müttefiki İspanya'nın yaşadığı sıkıntı, ittifak içinde dayanışma ve sınır güvenliği konularında ortak stratejiler geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye, Akdeniz ve Ege'de benzer göç krizleriyle karşılaşabileceğinden, İspanya örneği dikkatle izlenmeli.