Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde pazar günü yapılan seçimlerde, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi exit poll sonuçlarına göre ilk sıraya yerleşti. Bu sonuç, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez aşırı sağcı bir partinin eyalet düzeyinde iktidara yaklaşması anlamına geliyor. Peki AfD kimdir ve eyalet seçmeni için ne ifade ediyor? Partinin planları arasında ayrımcı okul sistemleri ve vatandaş gözlem grupları gibi tartışmalı öneriler bulunuyor.
AfD'nin yükselişi ve Saksonya-Anhalt seçimleri
AfD, 2013 yılında avro karşıtı bir platformla kuruldu ancak zamanla göçmen karşıtı ve milliyetçi söylemlere kaydı. Saksonya-Anhalt gibi eski Doğu Almanya eyaletlerinde, ekonomik durgunluk ve göçmenlik endişeleri partinin oylarını artırdı. Seçim sonuçları, AfD'nin yüzde 30 civarında oy aldığını gösteriyor; bu, partinin bölgedeki en güçlü siyasi aktör haline geldiğini ortaya koyuyor. Hristiyan Demokratlar (CDU) ve diğer geleneksel partiler ise oy kaybı yaşadı.
Partinin Saksonya-Anhalt için hazırladığı program, eğitimden güvenliğe kadar geniş bir yelpazede radikal değişiklikler öngörüyor. Öne çıkan vaatler arasında, göçmen kökenli öğrencilerin ayrı okullarda eğitim görmesi ve mahallelerde "vatandaş gözlem grupları" oluşturulması yer alıyor. Bu grupların, göçmen karşıtı faaliyetleri izlemek ve düzeni sağlamak amacıyla kurulacağı belirtiliyor. Ancak bu öneriler, insan hakları örgütleri ve ana akım partiler tarafından endişeyle karşılanıyor.
AfD'nin yükselişi, Almanya genelinde de yankı uyandırdı. Federal hükümet, partinin anayasal düzeni tehdit ettiğini savunuyor ve istihbarat servisleri AfD'nin bazı kanatlarını "aşırıcı" olarak izliyor. Saksonya-Anhalt seçimleri, Eylül 2025'te yapılacak federal seçimler öncesinde bir gösterge olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AfD'nin başarısı, Avrupa'da yükselen aşırı sağ dalgasının bir parçası. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da İtalya'nın Kardeşleri (FdI) ve Hollanda'da Özgürlük Partisi (PVV) gibi partiler de benzer şekilde oy artışı yaşadı. Bu partiler, göçmenlik karşıtı politikalar, ulusal egemenlik vurgusu ve AB karşıtlığı gibi ortak temalarda birleşiyor. Almanya'da AfD'nin eyalet düzeyinde iktidara gelmesi, AB'nin en büyük ekonomisinde siyasi istikrarsızlık yaratabilir ve AB karar alma mekanizmalarını zorlaştırabilir.
Özellikle Saksonya-Anhalt gibi sanayi bölgelerinde, AfD'nin korumacı ekonomi politikaları ve göçmen karşıtı söylemleri geniş destek buluyor. Parti, yenilenebilir enerjiye geçişi yavaşlatmayı ve Rusya ile ilişkileri normalleştirmeyi vaat ediyor. Bu durum, Almanya'nın yeşil dönüşüm ve Ukrayna politikalarını da etkileyebilir. Avrupa Birliği'nin göç mutabakatı ve iklim hedefleri gibi konularda Almanya'nın tutumu belirleyici olduğu için, AfD'nin yükselişi Brüksel'de endişeyle izleniyor.
Uluslararası alanda ise AfD, Rusya ve Çin ile daha yakın ilişkiler kurulmasını savunuyor. Partinin liderleri, Batı yaptırımlarının kaldırılması ve NATO'nun yeniden yapılandırılması gerektiğini sık sık dile getiriyor. Bu söylemler, transatlantik ittifak içinde gerilim yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da AfD'nin yükselişi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. Yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insanın yaşadığı Almanya'da, aşırı sağcı bir partinin eyalet düzeyinde güç kazanması, göçmen karşıtı politikaların ve ayrımcı uygulamaların artması riskini taşıyor. AfD'nin "vatandaş gözlem grupları" gibi önerileri, Türk toplumunu hedef alabilir ve sosyal uyumu zedeleyebilir. Ayrıca Almanya'nın AB içindeki dengeleyici rolü zayıflarsa, Türkiye-AB ilişkileri olumsuz etkilenebilir. Ekonomik açıdan, Almanya'daki siyasi istikrarsızlık ticaret ve yatırımları da etkileyebilir. Türkiye, Almanya'daki gelişmeleri yakından izlemeli ve vatandaşlarının haklarını korumak için diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.