2023 yılında Estonya’nın Tartu kentindeki NATO Baltık Savunma Koleji, yıllık konferansını tamamen İki Savaş Arası Dönem’e (1919-1939) ayırdı. Bu tema, ABD ve Avrupa’daki ulusal ordular ve akademik topluluklar tarafından düzenlenen sonraki konferanslarda da tekrarlandı. Batılı akademisyenler ve askeri stratejistler, Ukrayna’daki savaşı anlamak için 1930’ların İspanya İç Savaşı’na giderek daha fazla atıfta bulunuyor. Ancak bu benzetme, Ukrayna’nın benzersiz koşullarını ve günümüz jeopolitiğinin karmaşıklığını yeterince yansıtmıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İspanya İç Savaşı (1936-1939), faşist güçlerin (Almanya ve İtalya) Cumhuriyetçilere karşı General Franco’yu desteklediği bir vekalet savaşıydı. Sovyetler Birliği de Cumhuriyetçilere sınırlı yardım sağlamıştı. Günümüz Ukrayna savaşında ise Rusya, Ukrayna’ya karşı doğrudan bir işgal yürütüyor; Batı’nın desteği ise daha koordineli ve kapsamlı. Ayrıca Ukrayna, İspanya’daki gibi iç bölünmelerden ziyade dış saldırganlıkla karşı karşıya. NATO Baltık Savunma Koleji konferansında, 1930’ların yatıştırma politikaları (appeasement) ile bugünkü Batı’nın Rusya’ya karşı tutumu arasında paralellikler çizildi. Ancak uzmanlar, tarihin basitçe tekerrür etmediğini, her dönemin kendine özgü dinamikleri olduğunu vurguluyor.
İkinci bir benzerlik ise savaşın yıkıcılığı ve sivil kayıplar. İspanya İç Savaşı’nda Guernica gibi şehirler bombalanmıştı; Ukrayna’da Mariupol ve Bahmut benzer bir akıbete uğradı. Fakat Ukrayna’daki savaş, dronlar ve yapay zeka gibi modern teknolojilerle yürütülüyor. Ayrıca küresel enerji krizi, gıda güvenliği ve nükleer tehditler (Zaporijya Santrali) gibi faktörler, çatışmayı 1930’lardan ayırıyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
İspanya İç Savaşı benzetmesi, Batı’nın Ukrayna’ya askeri desteğini meşrulaştırmak için kullanılıyor. “Faşizme karşı mücadele” söylemi, bugün “otoriterliğe karşı demokrasi” olarak güncelleniyor. Ancak eleştirmenler, bu benzetmenin Ukrayna’nın NATO üyeliği gibi stratejik hedeflerini ve Rusya’nın nükleer caydırıcılık kapasitesini göz ardı ettiğini belirtiyor. Ayrıca İspanya İç Savaşı, uluslararası tugaylar gibi gönüllü savaşçı akınlarına sahne olmuştu; Ukrayna’da da yabancı savaşçılar yer alıyor, ancak sayıları ve etkileri sınırlı.
Küresel boyutta, Çin’in Rusya’ya diplomatik ve ekonomik desteği, İspanya dönemindeki Mihver ve Müttefik bloklaşmasını hatırlatıyor. Fakat bugünkü ittifaklar daha esnek ve çok kutuplu. Türkiye’nin arabuluculuk çabaları (Karadeniz Tahıl Koridoru), İspanya döneminde olmayan bir diplomatik boyut ekliyor. Sonuç olarak, tarihsel benzetmeler faydalı olabilir, ancak Ukrayna savaşının kendine özgü gerçekleri, onları sadece birer analiz aracı olarak sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu analiz, Türkiye’nin Ukrayna savaşındaki dengeli pozisyonunun stratejik değerini ortaya koyuyor. Ankara, hem Rusya hem Ukrayna ile ilişkilerini sürdürürken, Karadeniz’deki güvenlik dinamiklerini yönetiyor. Tarihsel benzetmeler, Türkiye’nin İspanya İç Savaşı’ndaki tarafsızlığı (Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında) ile bugünkü arabuluculuk rolü arasında paralellik kurulmasına olanak tanıyor. Türkiye’nin NATO üyeliği, Rusya ile enerji işbirliği ve savunma sanayii ihracatı, onu hem tarihsel hem güncel jeopolitik denklemlerde kilit bir aktör yapıyor. Ukrayna’daki savaşın sonucu, Türkiye’nin bölgesel güç statüsünü ve Batı ile Rusya arasındaki dengeleyici rolünü doğrudan etkileyecek.