İspanya'nın doğu kesiminde çıkan şiddetli orman yangınları, 12 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Bölge sakinleri, alevlerin hızla yayıldığı anlarda iletişimin tamamen koptuğunu ve yetkililerden hiçbir uyarı alamadıklarını belirtti. Valencia ve Castellón eyaletlerinde etkili olan yangın, ülkenin son yıllardaki en ölümcül orman yangını olarak kayıtlara geçti.
Kaotik kaçış anları
Yangına yakalanan köy sakinleri, alevlerin dakikalar içinde evlerine ulaştığını ve çoğu kişinin kendi imkanlarıyla kaçmak zorunda kaldığını söyledi. Yetkililerin cep telefonlarına gönderdiği uyarı mesajlarının zamanında ulaşmadığı, bazı bölgelerde ise hiç ulaşmadığı belirtiliyor. “Hiçbir şey duymadık, sadece dumanı gördük ve koşmaya başladık” diyen bir görgü tanığı, iki komşusunu kaybettiğini anlattı.
İtfaiye ekipleri, 300'den fazla personel ve 20 hava aracıyla müdahale etti ancak kuvvetli rüzgar ve kurak hava koşulları yangının kontrol altına alınmasını zorlaştırdı. Yaklaşık 5 bin hektarlık alan kül olurken, onlarca ev ve iş yeri kullanılamaz hale geldi.
İklim değişikliği ve önlem yetersizliği
Uzmanlar, Akdeniz havzasında artan sıcaklıklar ve uzun süren kuraklıkların yangın riskini katladığına dikkat çekiyor. İspanya'da bu yıl ocak-nisan döneminde çıkan yangın sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 arttı. Ancak eleştirmenler, hükümetin orman yönetimi ve erken uyarı sistemlerine yeterli yatırım yapmadığını savunuyor.
Yangın faciası, Avrupa genelinde iklim değişikliğine uyum ve afet yönetimi tartışmalarını yeniden alevlendirdi. AB Komisyonu, üye ülkelere yangın söndürme uçakları ve erken uyarı sistemleri için ek fon sağlanması çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya'daki yangın faciası, Akdeniz iklim kuşağında yer alan Türkiye için de önemli bir uyarı niteliğinde. Türkiye, özellikle 2021 yazında benzer bir felaket yaşamış, 10 günde 100'den fazla yangında 9 kişi hayatını kaybetmişti. Bu deneyimler, orman yönetiminin ve afet koordinasyonunun ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin, AB fonları ve teknik destek mekanizmalarına erişerek yangınla mücadele kapasitesini artırması, hem can güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin etkilerinin arttığı bu dönemde, komşu ülkelerle ortak afet yönetimi protokolleri geliştirilmesi de değerlendirilmeli.