İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Kuzey Afrika'daki İspanyol yerleşim bölgesi Sebta'ya (Ceuta) yaşanan kitlesel göç girişimi karşısında bazı Avrupa Birliği ülkelerinin sergilediği 'bencil ve hukuk dışı' tutumu sert sözlerle eleştirerek, konunun görüşülmesi için acil bir AB zirvesi toplanması çağrısında bulundu. Sánchez, Fas ile İspanya arasındaki sınırın bir günlüğüne fiilen açılmasıyla birlikte yaklaşık 8 bin kişinin yüzerek ya da botlarla Sebta'ya geçmesiyle patlak veren krizin, Avrupa'nın göç politikalarındaki derin bölünmüşlüğü yeniden su yüzüne çıkardığını vurguladı.
Krizin Arka Planı: Fas'ın 'Selfish' Tepkisi ve İspanya'nın İtirazı
Sánchez, Brüksel'e yaptığı açıklamada, bazı AB üyelerinin krize verdikleri tepkilerin 'bencilce' olduğunu ve bu durumun Avrupa dayanışmasını zedelediğini belirtti. İspanyol lider, özellikle sınırın kapatılması ve göçmenlerin geri gönderilmesi konusunda bazı ülkelerin gösterdiği isteksizliği eleştirerek, 'Bu, Avrupa'nın ortak değerlerine ve hukukun üstünlüğüne aykırıdır. Göç konusunda ortak bir çözüm bulmak zorundayız; aksi takdirde bu tür krizler her seferinde daha da derinleşecek' ifadelerini kullandı.
Ceuta krizi, 17 Mayıs'ta Fas'ın İspanya ile olan kara sınırındaki kontrolü gevşetmesi üzerine başladı. Binlerce kişi, sınırın güvenlik güçlerince kontrol edilen bölgelerinden geçerek İspanyol topraklarına ulaştı. İspanyol hükümeti, Fas'ın bu hamlesini, İspanya'nın Batı Sahra'daki bağımsızlık yanlısı Polisario Cephesi lideri Brahim Ghali'ye tedavi imkânı sağlamasına misilleme olarak değerlendirdi. Fas, Ghali'nin ülkeye kabul edilmesini 'düşmanca bir eylem' olarak nitelendirmişti.
Sánchez, 'Bu, Fas'ın bir baskı aracı olarak göçmenleri kullandığını gösteriyor. Avrupa'nın bu tür şantajlara boyun eğmemesi gerekiyor' dedi. İspanya, krizin çözümü için Fas ile diplomatik temaslarını sürdürürken, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Sebta'ya dayanışma ziyareti gerçekleştirerek İspanya'nın yanında yer aldı. Ancak Sánchez'in acil zirve önerisi, bazı üye ülkelerin göç konusundaki hassasiyetleri nedeniyle henüz net bir destek bulmuş değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Akdeniz'de Yeni Bir Göç Krizi mi?
Ceuta olayları, Avrupa'nın güney sınırlarındaki göç baskısının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ön saflardaki ülkeler, göç yükünün adil paylaşılması için uzun süredir reform çağrısı yapıyor. Ancak Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, zorunlu kota mekanizmalarına karşı çıkmaya devam ediyor. Sánchez, 'Avrupa'nın göç politikası, dayanışma ve sorumluluk dengesine dayanmalıdır. Hiçbir ülke bu yükü tek başına taşıyamaz' diyerek reformun kaçınılmaz olduğunu savundu.
Kriz, aynı zamanda Fas'ın Avrupa ile ilişkilerinde göçü bir koz olarak kullanma stratejisini de gözler önüne serdi. Rabat, benzer yöntemleri daha önce de denemiş, örneğin 2020'de İspanya'nın Batı Sahra konusundaki tutumunu protesto etmek için sınırda binlerce kişinin geçişine izin vermişti. Uzmanlar, Fas'ın bu tür hamlelerinin, Avrupa Birliği'nin göç konusundaki ortak politikalarını zayıflattığını ve üye ülkeler arasında yeni gerilimlere yol açabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Covid-19 salgınının ekonomik etkileriyle birleşen bu durum, Kuzey Afrika'dan Avrupa'ya yönelik göç baskısının önümüzdeki dönemde daha da artabileceğine işaret ediyor.
İspanya, krizi fırsata çevirerek AB'nin göç politikasını yeniden şekillendirmeyi umuyor. Sánchez, Temmuz ayında Almanya ile birlikte sunduğu yeni göç ve sığınma paktı önerisini güçlendirerek, acil zirvede bu konuda ilerleme kaydetmek istiyor. Ancak, Avrupa'da aşırı sağın yükselişi ve göç karşıtı söylemlerin güçlenmesi, ortak bir uzlaşının zorluğunu artırıyor. Göçmenlerin Sebta'daki durumu ise belirsizliğini koruyor; İspanya, yetişkinleri Fas'a geri göndermeye devam ederken, insan hakları örgütleri sınır dışı işlemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sebta krizi, Avrupa'nın göç konusundaki kırılganlığını bir kez daha ortaya koyarken, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. 2016 AB-Türkiye mutabakatı, benzer bir mekanizmayla düzensiz göçü engellemeyi amaçlamış ve Ankara'ya mali destek sağlamıştı. Bu gelişme, AB'nin göçle mücadelede dış ülkelere bağımlılığını gösteriyor. Türkiye, kendi topraklarındaki milyonlarca Suriyeli mülteci nedeniyle benzer bir pazarlık gücüne sahip. Ancak bu tür krizlerin, AB'nin Türkiye'ye yönelik tutumunu da sertleştirebileceği göz önünde bulundurulmalı. Türk dış politikası, Fas-İspanya geriliminde dengeli bir yaklaşım sergileyerek, Kuzey Afrika'daki nüfuzunu korumaya çalışabilir. Ayrıca, Ege'de yaşanabilecek benzer göç dalgalarına karşı Türkiye'nin sınır güvenliği ve AB ile işbirliği mekanizmalarını güçlendirmesi açısından bu kriz bir uyarı niteliği taşıyor.