İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri Ceuta'ya yönelik kitlesel göç dalgası karşısında Avrupa Birliği (AB) üyesi 22 ülkenin liderinin kendisine karşı birleşerek "bencil" ve "hukuka aykırı" tutum sergilediğini belirtti. Sánchez, AB'nin göç politikalarında dayanışma eksikliği yaşandığını vurgulayarak, İspanya'nın yalnız bırakıldığını ifade etti. Ceuta'da yaklaşık 8 bin düzensiz göçmenin birikmesi, İspanya ile Fas arasında diplomatik krize yol açarken, AB içinde de derin görüş ayrılıkları ortaya çıktı.
Gelişmenin arka planı
Sánchez, Perşembe günü AB liderlerinin Brüksel'deki zirvesinde yaptığı açıklamada, İspanya'nın karşı karşıya kaldığı göç baskısına rağmen bazı AB ülkelerinin sınırlarını kapatma eğiliminde olduğunu ve bu durumun Avrupa'nın temel değerleriyle çeliştiğini söyledi. Özellikle Polonya, Macaristan ve Çekya gibi Visegrad Grubu ülkelerinin göçmen dağılımına karşı çıkması, İspanya'nın taleplerinin karşılanmasını engelliyor.
Sánchez, "Avrupa'nın göç konusunda ortak bir çözüm bulması şart. Hiçbir ülke bu sorunu tek başına çözemez. Bencil ve hukuka aykırı tutumlar, Avrupa'nın birlikte hareket etme kapasitesini zedeliyor" dedi. İspanya lideri, Fas'ın göçmen akışını bir baskı aracı olarak kullandığını da sözlerine ekledi.
Fas ile İspanya arasındaki gerilim, Batı Sahra konusundaki anlaşmazlık nedeniyle zaten yüksekken, İspanya'nın hastanede tedavi gören Polisario cephesi lideri İbrahim Ghali'ye ev sahipliği yapması üzerine Fas yönetimi sınır güvenliğini gevşetmişti. Bu durum, binlerce göçmenin Ceuta'ya geçişine zemin hazırladı. İspanya, göçmenleri hızla sınır dışı etmeye çalışırken, insan hakları örgütleri bu uygulamaları eleştiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Ceuta krizi, Avrupa'nın göç politikalarındaki bölünmüşlüğü bir kez daha gözler önüne serdi. Akdeniz ülkeleri, göç yükünün tamamını üstlenmek zorunda kaldıklarını savunurken, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, zorunlu kota sistemine karşı çıkıyor. AB'nin 2020'de üzerinde uzlaştığı Yeni Göç ve İltica Paktı'nın uygulanması da sekteye uğramış durumda.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ceuta'daki durumu "Avrupa'nın sınırlarını koruma ve insani değerleri bağdaştırma sınavı" olarak nitelendirdi. Ancak Almanya ve Fransa'nın İspanya'ya destek açıklamaları, doğu ülkelerinin sert tutumunu yumuşatmadı. İspanya, AB'nin ortak sınır koruma ajansı Frontex'in daha etkin şekilde devreye girmesini ve göçmenlerin ülkelerine geri gönderilmesi için anlaşmalar yapılmasını talep ediyor.
Bu kriz, aynı zamanda Türkiye'nin 2016'da AB ile yaptığı göç anlaşmasını hatırlatıyor. Brüksel, o dönemde mülteci akınını durdurmak için Ankara ile işbirliği yapmıştı. Benzer bir işbirliği modelinin Fas ile de kurulması gündemde, ancak Fas'ın Batı Sahra konusundaki jest beklentisi işleri karmaşıklaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB'nin göç konusundaki çifte standardını yakından izliyor. Avrupa'nın, kendi sınırlarına yönelen göç dalgalarında gösterdiği tepki, Türkiye'nin 2016 anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini hatırlatıyor. AB, İspanya'ya dayanışma gösterirken Türkiye'ye karşı daha katı bir tutum sergilemesi, Ankara'da güven sorununu derinleştiriyor. Türkiye, Avrupa'nın göç yükünü paylaşma konusundaki isteksizliğinin, gelecekte benzer krizlerde ortak çözüm üretmeyi zorlaştıracağını savunuyor. Ayrıca, Fas örneğinde olduğu gibi, AB'nin üçüncü ülkelerle müzakerelerde esnek davranması, Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ancak Türkiye, sınır güvenliği konusunda AB'den somut adımlar bekliyor.