İşgal altındaki Batı Şeria'da İsrail ordusu ve yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen baskın ve saldırılarda son 24 saatte en az 10 Filistinlinin yaralandığı bildirildi. Orta Doğu Gözlemevi'nin (Middle East Eye) aktardığına göre, özellikle Nablus ve El-Halil çevresinde yoğunlaşan operasyonlarda İsrail güçleri evlere baskın düzenlerken, yerleşimciler de Filistinli çiftçilere ait zeytinliklere zarar verdi. Filistin Kızılayı ekipleri bölgeye sevk edilirken, olayların ardından Batı Şeria genelinde grev ve protesto çağrıları yapıldı.
Baskınların Ayrıntıları ve Hedefleri
İsrail ordusunun gece saatlerinde Nablus'un güneyindeki Huwara kasabasına düzenlediği baskında, bir grup Filistinli genç gözaltına alındı. Görgü tanıkları, askerlerin bir evin kapısını kırarak içeri girdiğini ve arama yaptığını belirtti. Benzer bir operasyon El-Halil'in kırsal kesimlerinde de gerçekleşti. Burada, iki Filistinli ailenin evi basılarak aile fertleri sorgulandı. İsrail ordusu, operasyonların 'terör faaliyetlerini engellemeye yönelik rutin güvenlik tedbirleri' olduğunu savunurken, Filistinli yetkililer bu eylemleri 'uluslararası hukuku ihlal eden bir saldırganlık' olarak nitelendirdi.
Yerleşimci saldırıları ise özellikle zeytin hasadı mevsiminde yoğunlaştı. Ramallah yakınlarındaki bir köyde, bir grup silahlı yerleşimcinin Filistinli çiftçilere ait 50'den fazla zeytin ağacını kestiği bildirildi. Filistin Ziraat Bakanlığı, bu tür eylemlerin her yıl yüzlerce dönüm tarım arazisinin kullanılamaz hale gelmesine neden olduğunu açıkladı. Yerleşimci şiddetinin sistematik hale geldiğini vurgulayan BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2024 yılı başından bu yana Batı Şeria'da 200'ün üzerinde yerleşimci saldırısı kaydedildiğini duyurdu.
Bölgesel ve Uluslararası Tepkiler
Batı Şeria'daki şiddet olaylarına ilişkin uluslararası toplumdan art arda tepkiler geliyor. Avrupa Birliği, yerleşimci saldırılarını kınayarak İsrail hükümetine bu eylemleri durdurma çağrısı yaptı. AB Dış İlişkiler Sözcüsü, "Yerleşimci şiddeti kabul edilemez ve uluslararası hukukun açık ihlalidir" ifadelerini kullandı. ABD ise daha temkinli bir tutum sergilerken, İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulamakla yetindi. BM Güvenlik Konseyi'nde konuyla ilgili kapalı oturum talebi ise ABD'nin vetosuyla karşılaştı.
Filistin yönetimi, bu gelişmeleri "işgalin sistematik bir parçası" olarak değerlendirirken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyon ortaklarının yerleşimci şiddetini özendirdiğini öne sürdü. Filistinli yetkililer, uluslararası toplumun harekete geçmemesi halinde bölgede yeni bir şiddet sarmalının kaçınılmaz olduğu uyarısında bulundu.
Öte yandan, Gazze Şeridi'ndeki durum da giderek kötüleşiyor. İsrail'in ablukası ve devam eden saldırıların ardından insani kriz derinleşirken, Batı Şeria'daki yeni gelişmelerin Gazze'deki çatışmanın genişlemesine neden olabileceğinden endişe ediliyor. Hizbullah ve İran destekli gruplar da yaptıkları açıklamalarla Filistinlilere destek mesajı verirken, bölgesel bir savaş riskinin arttığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki İsrail baskınları ve yerleşimci saldırıları, Türkiye'nin aktif olduğu Filistin meselesinde gerilimin yeniden tırmanması anlamına geliyor. Türkiye, başta Kudüs olmak üzere Doğu Kudüs'teki statü değişikliklerine karşı çıkarken, İsrail'in yerleşimci politikalarını da sık sık eleştiriyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Filistin yönetimiyle ilişkilerini güçlendirmesine ve İsrail karşısında daha sert bir duruş sergilemesine yol açabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve enerji güvenliği çıkarlarını da etkileyebilir. Türk kamuoyunda Filistin'e duyarlılık yüksek olduğu için, hükümetin bu süreçteki tutumu iç politikada da önemli bir faktör olacaktır.