İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kuzeyindeki Celculiya köyünde bulunan bir camiyi kundaklayarak büyük hasara yol açtı. Saldırı, Filistin yönetimi ve uluslararası toplum tarafından kınanırken, bölgedeki tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. Olay, yerleşimcilerin sık sık Filistinlilere ait mülklere yönelik saldırılar düzenlediği Batı Şeria'da, dini bir mekânın hedef alınması açısından ayrı bir önem taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Saldırının gerçekleştiği Celculiya köyü, Ramallah'ın yaklaşık 15 kilometre kuzeyinde yer alıyor. Görgü tanıklarının ifadesine göre, gece saatlerinde maskeli bir grup yerleşimci camiye girerek içindeki halıları ve Kuran nüshalarını ateşe verdi. Yangın, köylülerin müdahalesiyle söndürülürken, caminin bir bölümü kullanılamaz hale geldi. Duvarlara İbranice yazılmış sloganlar ve Davud Yıldızı çizildi. İsrail polisi olayla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu ancak şu ana kadar herhangi bir gözaltı gerçekleşmedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, saldırıyı şiddetle kınayarak İsrail hükümetini yerleşimcileri denetlememekle suçladı. Abbas yaptığı açıklamada, "Bu tür saldırılar, barış sürecini baltalamaya yönelik organize eylemlerdir" ifadelerini kullandı. Hamas da benzer bir kınama mesajı yayımlayarak, İsrail'in işgal politikalarının doğrudan bir sonucu olduğunu savundu.
Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nickolay Mladenov, saldırıyı kınayarak tarafları itidal çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, "Dini mekânlara yönelik her türlü saldırı kabul edilemez" diyerek olaydan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırı, İsrail-Filistin çatışmasında dini motiflerin yeniden ön plana çıktığını gösteriyor. Özellikle Ramazan ayının yaklaştığı bir dönemde Mescid-i Aksa ve diğer kutsal mekânların hedef alınması, bölgesel bir gerilime yol açma potansiyeli taşıyor. Son yıllarda Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kurumlar tarafından sık sık rapor edilse de, İsrail hükümetinin yerleşimcilere karşı etkili bir yaptırım uygulamadığı eleştirileri yapılıyor.
Öte yandan, uluslararası toplumun İsrail-Filistin sorununa olan ilgisi azalmış durumda. Ukraine savaşı ve diğer küresel krizler, Orta Doğu'daki bu tür olayların arka planda kalmasına neden oluyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili bir oturum düzenlemesi bekleniyor. Arap Birliği de saldırıyı kınayan bir bildiri yayımladı ve İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel olarak güçlü destek veren bir ülke olarak, bu tür saldırıları yakından takip ediyor. Dışişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili kınama mesajı yayımlaması beklenir. Olay, Türkiye'nin İsrail'le son dönemde normalleşme çabalarına rağmen, Filistin meselesindeki hassasiyetini koruduğunu gösteriyor. Ayrıca, Mescid-i Aksa ve diğer kutsal mekânlara yönelik tehditler, Türkiye'deki kamuoyunda tepkiye yol açabilir ve hükümetin konuyu uluslararası platformlarda gündeme getirmesine neden olabilir.