İşgalci İsrail yerleşimcileri, işgal altındaki Batı Şeria'da dün (Pazar) düzenledikleri saldırılarda iki camiyi ateşe verdi. Filistinli yetkililerden alınan bilgiye göre, Tulkarem'in güneyindeki Kur köyünde bulunan bir cami ile Nablus'un güneyindeki Kusra kasabasında inşaat halindeki bir cami hedef alındı. Anadolu Ajansı'nın aktardığı bilgilere göre, saldırılar sırasında camilerde bulunan eşyalar ve dini kitaplar büyük ölçüde zarar gördü. Olayların ardından bölgede gerginlik artarken, Filistin tarafı uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
İşgalci İsrail yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırıları, bölgedeki var olan gerginliği daha da derinleştiriyor. Kur köyünde bulunan caminin sabah namazı öncesi ateşe verildiği belirtilirken, görgü tanıkları alevlerin kısa sürede camiyi sardığını ve ciddi hasara yol açtığını ifade etti. İtfaiye ekiplerinin müdahalesine rağmen yangın kontrol altına alınmadan önce caminin büyük bir bölümü kullanılamaz hale geldi.
Kusra kasabasındaki saldırıda ise henüz ibadete açılmamış olan bir cami hedef alındı. İnşaat halindeki camiye kundaklama sonucu maddi hasar meydana geldi. Filistinli yetkililer, bu tür saldırıların işgalci İsrail güçlerinin göz yummasıyla gerçekleştiğini savunuyor. Son aylarda Batı Şeria'da yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde belirgin bir artış yaşanıyor.
Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya göre, yerleşimciler sadece geçtiğimiz hafta içinde birden fazla köyde Filistinlilere ait tarım arazilerine ve evlere saldırı düzenledi. Kur ve Kusra'daki cami kundaklamaları, bu eylemlerin son halkası olarak dikkat çekiyor. Filistinli yetkililer, İsrail güvenlik güçlerinin yerleşimcileri engellemek yerine koruduğunu öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki bu son gelişmeler, Orta Doğu'daki insan hakları ihlallerine ilişkin uluslararası endişeleri yeniden alevlendirdi. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, yerleşimci şiddetinin uluslararası hukuk çerçevesinde savaş suçu teşkil edebileceğini defalarca vurgulamıştı. Ancak İsrail hükümeti, yerleşimci eylemlerine yönelik ciddi bir kovuşturma başlatmadı.
Bu kundaklama saldırıları, barış sürecinin tıkanmasına ilişkin kaygıları da artırıyor. Filistin yönetimi, İsrail'in bu tür eylemleri engellememesinin, iki devletli çözüm vizyonunu sürdürülemez hale getirdiğini dile getiriyor. Uluslararası toplumun tepkisi ise genellikle kınama mesajlarıyla sınırlı kalıyor; İsrail'e yönelik etkili bir yaptırım uygulanmıyor.
ABD yönetimi, İsrail'in güvenlik endişelerini öne sürerek yerleşimci faaliyetlerine eleştirel yaklaşmakla birlikte, Netanyahu hükümetine yönelik baskısını artırmış değil. Avrupa Birliği ise daha önce yerleşimci şiddetine yönelik kınama açıklamaları yayınladı, ancak yaptırım yoluna gitmedi. Bu durum, Filistinlilerin uluslararası hukukun kendilerini korumada yetersiz kaldığı yönündeki inancını güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, geçmişten bu yana Filistin davasını açıkça destekleyen bir ülke olarak, Batı Şeria'daki cami kundaklamalarını duyarlılıkla takip etmektedir. Türk yetkililerin bu saldırıları şiddetle kınayacağı öngörülmektedir. Bu tür eylemler, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolünü öne çıkarmasına ve bölgesel kamuoyunda meşruiyet kazanmasına olanak tanıyabilir. Ayrıca Türkiye, Filistin halkına insani yardım ve altyapı desteği sağlayarak, bölgedeki etkinliğini artırma fırsatı bulabilir. Bu gelişme, Ankara'nın Orta Doğu barışına yönelik inisiyatiflerini de haklı çıkaran bir örnek olarak değerlendirilebilir.