İngiltere'de İşçi Partisi lideri ve Başbakan Keir Starmer, partinin en önemli rakibi olarak görülen Andy Burnham'ın Kuzey Batı İngiltere'deki Makerfield seçim bölgesinde 17 Haziran'da yapılan ara seçimi kazanmasının ardından tebrik mesajı yayımladı. Starmer, bu sonucun ardından parti içi liderlik mücadelesine hazır olduğunu duyurdu. Parti kulislerinde ise 'yumuşak geçiş' senaryoları konuşuluyor; birçok İşçi Partili, Starmer'ın seçmen nezdindeki popülaritesinin giderek düştüğünü ve Burnham'ın partiyi gelecek genel seçime taşıyabilecek en güçlü aday olduğunu düşünüyor.
Gelişmenin arka planı: Starmer ve Burnham arasındaki rekabet
Keir Starmer, 2020 yılında Jeremy Corbyn'in istifasının ardından İşçi Partisi lideri seçilmişti. Ancak parti içi sol kanatla sürekli çatışma halinde olan Starmer, özellikle Brexit sonrası politikalarda ve sosyal harcamalardaki tutumuyla eleştiriliyor. Andy Burnham ise Manchester Belediye Başkanı olarak tanınan, popülist söylemleriyle dikkat çeken ve parti içinde merkez solda konumlanan bir isim. Burnham'ın Makerfield ara seçimindeki zaferi, Starmer'ın liderliğine karşı en somut meydan okuma olarak değerlendiriliyor. Seçim sonuçlarına göre Burnham, rakibi Muhafazakar Parti adayına yüzde 15 fark attı ve bu, partinin geleneksel kalelerinden birinde zafer anlamına geliyor.
Starmer'ın destekçileri, liderin partiyi birleştirme çabalarına vurgu yaparken, muhalifleri ise anketlerde Muhafazakar Parti'nin gerisinde kalınmasını eleştiriyor. Son kamuoyu yoklamaları, İşçi Partisi'nin oy oranının yüzde 28'lerde seyrettiğini gösteriyor ki bu, 2019 genel seçimindeki yüzde 32'nin de altında. Parti içinde bazı milletvekilleri, Starmer'ın 'merkez sağa kaydığını' ve bu nedenle tabanı heyecanlandıramadığını söylüyor. Burnham ise yaptığı açıklamada, 'İşçi Partisi'nin yeniden halkın partisi olması gerektiğini' vurgulayarak, Starmer'ın politikalarına dolaylı eleştiriler yöneltti.
Bölgesel ve küresel boyut: İngiltere siyasetinde Brexit sonrası belirsizlik
Makerfield ara seçimi, yalnızca yerel bir yarış değil, aynı zamanda İngiltere'nin Brexit sonrası siyasi yönelimine dair ipuçları veriyor. Bölge, geleneksel olarak İşçi Partisi'ne oy veren, sanayi işçisi ağırlıklı bir nüfusa sahip. Ancak 2016 Brexit referandumunda büyük oranda 'Leave' (Ayrılma) oyu kullanan seçmen, 2019 genel seçiminde Muhafazakar Parti'ye yönelmişti. Burnham'ın bu bölgede yeniden İşçi Partisi'ni kazanması, partinin Brexit sonrası stratejisinin işe yarayabileceğini gösteriyor. Öte yandan, Starmer'ın liderlik krizi, Avrupa Birliği ile ilişkilerde de belirsizlik yaratıyor. Starmer, AB ile daha yakın ilişki kurulmasından yana olmasına rağmen, Burnham daha korumacı bir çizgi izliyor.
Küresel ölçekte, İngiltere'deki bu siyasi çalkantı, diğer Avrupa ülkelerinde de sol partilerin yaşadığı kimlik bunalımının bir yansıması olarak görülüyor. Fransa'da Mélenchon, Almanya'da ise SPD ve Yeşiller arasındaki çekişmeler benzer örnekler. Uzmanlar, İşçi Partisi'nin iç çekişmelerinin, ülkenin Ukrayna krizi ve iklim değişikliği gibi konularda tutarlı bir dış politika izlemesini zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu siyasi gelişme, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı yansımaları olabilir. Starmer yönetimi, Türkiye-AB ilişkilerinde daha yapıcı bir dil kullanma eğilimindeyken, Burnham'ın olası liderliği İngiltere'nin daha içe dönük bir dış politika izlemesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin NATO içindeki konumu ve ticaret anlaşmaları açısından önem taşıyor. Ayrıca, İngiltere'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'ye yatırım yapmayı planlayan İngiliz şirketleri için de kısa vadeli belirsizlik yaratabilir. Ancak Türkiye, Brexit sonrası İngiltere ile ticari ilişkilerini çeşitlendirme politikasını sürdürmeli.