İngiltere'de ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin üst düzey isimleri, Yeşiller Partisi'nin "Siyonizm ırkçılıktır" yönündeki kararının ardından gelecekte Yeşiller ile işbirliği yapmalarının "çok düşük bir ihtimal" olduğunu belirtti. Bir kabine bakanı, iki partinin işbirliği yapabileceğini göremediğini söylerken, bir başka yetkili koalisyonun resmen dışlanması gerektiğini ifade etti. Bu açıklamalar, İngiltere siyasetinde sol partiler arasındaki gerilimi gözler önüne serdi.
Gelişmenin arka planı
İşçi Partisi'nin gölge kabinesinde yer alan bir bakan, Yeşiller Partisi'nin tartışma yaratan kararının ardından partisinin Yeşiller ile herhangi bir seçim ittifakı veya koalisyon hükümeti kurmayacağını net bir şekilde dile getirdi. Bakan, "Yeşiller ile ortak bir zemin bulmamız çok zor. Bu karar, onların siyasi duruşunu netleştirdi" ifadelerini kullandı. Bir diğer üst düzey parti yetkilisi ise, "Koalisyon seçeneğinin resmen masadan kaldırılması gerekiyor. Bu, seçmenlere net bir mesaj olur" diyerek partinin tavrını sertleştirdi.
Yeşiller Partisi'nin geçtiğimiz günlerde yapılan kongresinde kabul edilen "Siyonizm ırkçılıktır" yönündeki karar, İngiltere'de geniş yankı uyandırdı. Karar, İsrail karşıtı kampanyalar yürüten gruplar tarafından memnuniyetle karşılanırken, ana akım siyaset ve Yahudi toplumu temsilcileri tarafından antisemitizm olarak nitelendirildi. İşçi Partisi lideri Keir Starmer, daha önce partisinin içindeki antisemitizm iddialarını temizlemek için yoğun çaba harcamıştı. Starmer yönetimi, bu tür bir kararın partinin itibarına zarar vereceğini ve seçmen nezdinde olumsuz algılanacağını düşünüyor.
İşçi Partisi'nin Yeşiller ile işbirliği yapmama kararı, önümüzdeki genel seçimlerde sol oyların bölünmesi riskini de beraberinde getiriyor. Ancak parti yönetimi, antisemitizmle mücadelede kararlı bir duruş sergilemenin, uzun vadede daha geniş bir seçmen kitlesine hitap edeceği görüşünde. Yeşiller Partisi ise kararını savunarak, bunun bir "ırkçılık karşıtı" duruş olduğunu ve Filistin halkıyla dayanışmayı ifade ettiğini belirtiyor. Parti sözcüsü, "Biz her türlü ırkçılığa karşıyız ve bu karar da bu ilkemizin bir yansımasıdır" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'deki bu gelişme, Avrupa'da yükselen sol-popülist hareketler ve Filistin yanlısı söylemlerin ana akım partiler üzerindeki etkisini göstermesi açısından önemli. Özellikle Batı Avrupa'da, İsrail-Filistin çatışması etrafındaki tartışmalar, sol partiler içinde ciddi bölünmelere yol açıyor. Almanya'da Die Linke, Fransa'da La France Insoumise gibi partiler de benzer iç tartışmalar yaşıyor. İngiltere'deki bu karar, ana akım solun antisemitizm suçlamalarından kaçınmak için daha merkezî bir çizgiye kaydığını gösteriyor. Bu durum, Avrupa'daki sol siyasetin geleceği açısından da bir gösterge niteliğinde.
Küresel ölçekte ise, "Siyonizm ırkçılıktır" ifadesi, 1975'te BM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve 1991'de yürürlükten kaldırılan bir karara dayanıyor. Bu tür söylemler, uluslararası platformlarda İsrail karşıtı kampanyaların ana argümanlarından biri olagelmiştir. İngiltere'deki Yeşiller Partisi'nin bu kararı, küresel ölçekte Filistin yanlısı hareketlerin yeniden güç kazandığı bir döneme denk geliyor. Ancak bu tür kararlar, özellikle ABD ve Avrupa'da ana akım siyaset tarafından antisemitizm olarak etiketleniyor ve partilerin ittifak yapma kapasitesini kısıtlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de İşçi Partisi'nin Yeşiller ile işbirliğine kapıyı kapatması, Türkiye açısından dolaylı ama önemli bir gelişme. Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in politikalarını eleştiren bir dış politika izliyor. Batı'daki ana akım sol partilerin, Filistin yanlısı söylemleri antisemitizmle ilişkilendirerek dışlaması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yalnız kalma riskini artırabilir. Öte yandan, İngiltere'deki bu iç tartışma, Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerinde Filistin meselesinin nasıl bir hassasiyet taşıdığını gösteriyor. Türkiye, İngiltere ile ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, bu tür gelişmeleri yakından takip etmeli ve Filistin konusundaki tutumunu uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde savunmalıdır. Ayrıca, Avrupa'daki sol partilerin içine düştüğü bu ikilem, Türkiye'nin kendi demokrasi ve dış politika denkleminde yeni fırsatlar yaratabilir.