İşçi Partisi'nin su müşterilerine su şirketlerini hesap verebilir kılma yetkisi tanıyan yeni düzenlemesi, kampanyacılar tarafından "danışıklı dövüş" olarak nitelendirildi. Belgeler, su şirketlerinin nasıl hesap verebilir kılınmak istedikleri konusunda danışmanlık yapmalarına izin verildiğini ortaya koydu. İngiltere'de su şirketlerinin kanalizasyon deşarjları ve fiyatlandırma politikaları nedeniyle artan kamu öfkesi karşısında hükümetin attığı adımların, sektörün etkisi altında şekillendiği iddia ediliyor.
Düzenlemenin Arka Planı ve Tartışmalar
İşçi Partisi, seçim vaatleri arasında yer alan su şirketlerinin denetlenmesi konusunda yeni yetkiler getireceğini açıklamıştı. Ancak kampanyacılar, hazırlanan yasa tasarısının su şirketlerinin doğrudan katkılarıyla şekillendirildiğini belirtiyor. Özelleştirilmiş su endüstrisi, on yıllardır kanalizasyon taşkınları, ham kanalizasyon deşarjları ve yüksek temettü ödemeleriyle gündemde. 2023'te yapılan bir araştırma, su şirketlerinin 2022'de 1,4 milyar sterlin temettü dağıttığını ortaya koymuştu. Kamuoyu baskısı artarken, hükümetin şirketlere danışması, düzenlemenin etkinliğini zayıflatabilir.
Belgelere göre, Çevre, Gıda ve Köyişleri Bakanlığı (Defra) yetkilileri, su şirketleriyle bir dizi toplantı gerçekleştirdi ve şirketlerin "hesap verebilirlik mekanizmalarının nasıl işlemesi gerektiği" konusunda görüşlerini aldı. Kampanyacılar, bu durumun düzenleyici kurumların bağımsızlığını tehlikeye attığını savunuyor. Örneğin, müşteri şikayetlerini değerlendirecek bağımsız bir organ oluşturulması önerisi, şirketlerin itirazları üzerine yumuşatıldı. Ayrıca, şirketlerin performans hedeflerine ulaşmaması durumunda uygulanacak yaptırımların da hafifletildiği öne sürülüyor.
Su şirketleri ise düzenlemeye destek veriyor ve "şeffaflık" vurgusu yapıyor. Ancak eleştirmenler, şirketlerin kendi kendini denetleme mekanizmalarının etkisiz olacağını belirtiyor. İşçi Partisi sözcüsü, "Su şirketlerinin müşterilere karşı sorumlu tutulması için kapsamlı bir plan hazırladık. Paydaşlarla istişare, iyi düzenlemenin bir parçasıdır" açıklamasını yaptı. Muhalefet partileri ise düzenlemenin sulandırıldığını ve sektörün çıkarlarının önceliklendirildiğini dile getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'de su endüstrisinin özelleştirilmesi 1989'da Margaret Thatcher hükümeti döneminde gerçekleşti. O günden bu yana su şirketleri altyapı yatırımlarını ihmal etmekle ve kârlarını hissedarlara dağıtmakla suçlanıyor. Avrupa genelinde su hizmetleri genellikle kamu mülkiyetinde veya belediye kontrolünde. İngiltere, suyu tamamen özelleştiren tek ülke olarak biliniyor. Son yıllarda Fransa'da da belediyeler su hizmetlerini yeniden kamulaştırma yoluna gitti. İngiltere'deki bu son gelişme, dünya genelinde suyun metalaştırılması tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Kamu-özel ortaklıklarının şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusunda küresel bir örnek teşkil edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de su hizmetlerinin özelleştirilmesi ve ardından yaşanan sorunlar, Türkiye'nin su yönetimi politikaları için ders niteliğinde. Türkiye'de su hizmetleri büyük ölçüde belediyeler tarafından sunuluyor; ancak son yıllarda özel sektör katılımı ve yap-işlet-devret modeli tartışılıyor. İngiltere örneği, düzenleyici kurumların bağımsızlığının ve şeffaflığın ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Ayrıca, su fiyatlandırması ve altyapı yatırımları konusunda kamu yararının önceliklendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Türkiye'nin su kaynakları üzerindeki baskı düşünüldüğünde, benzer bir danışıklı dövüş riski, su güvenliğini ve halk sağlığını tehdit edebilir. Bu nedenle, şeffaf ve katılımcı bir su yönetimi modeli benimsenmeli.