İrlanda hükümeti, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik politikaları ve Gazze’deki insani kriz nedeniyle Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonda yer alan iki bakanın ülkeye girişine izin vermeyeceğini duyurdu. Bu karar, Dublin yönetiminin İsrail’in Filistin topraklarındaki uygulamalarına karşı aldığı en somut diplomatik adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. İrlanda Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yasağın “uluslararası hukuk ve insan hakları ihlallerine karşı” bir duruş olduğu vurgulandı.
Kimlere Yönelik Yasağın Arka Planı
Yasak kapsamına alınan isimler, İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir. Her iki bakan da Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerinin genişlemesini savunan ve Filistinlilere yönelik sert söylemleriyle tanınan figürler. Smotrich, daha önce Batı Şeria’da Filistin köylerinin ilhak edilmesi çağrısında bulunurken, Ben-Gvir, Mescid-i Aksa’da statükonun değiştirilmesine yönelik açıklamalarıyla tepki toplamıştı. İrlanda hükümeti, bu bakanların ülkeye gelmesinin “barış ve istikrara katkı sağlamayacağı” gerekçesiyle yetkili makamlara talimat verdi.
Karar, İrlanda’nın uzun süredir Filistin davasına verdiği destekle de örtüşüyor. Dublin, 2014 yılında Filistin devletini tanıyan ilk Avrupa Birliği üyesi olmuştu. Ayrıca, Gazze’deki savaşın ardından İsrail’e yönelik diplomatik baskıyı artıran İrlanda, bu yılın başlarında Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına müdahil olma kararı almıştı. Bu son hamle, İrlanda’nın İsrail politikasında ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İrlanda’nın kararı, İsrail hükümetinde sert tepkilere yol açtı. Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, “İrlanda’nın bu kararı, antisemitizmle eşdeğerdir” diyerek Dublin’i kınadı. Netanyahu yönetimi, yasağın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri olumsuz etkileyeceğini belirtti. Ancak Avrupa’da İrlanda’ya destek veren ülkeler de var. Belçika ve İspanya gibi İsrail’in Filistin politikalarını eleştiren diğer AB üyeleri, benzer adımları değerlendirdiklerini sinyalini verdi. Öte yandan, Washington yönetimi henüz resmi bir açıklama yapmazken, Biden yönetiminin Tel Aviv’e yönelik eleştirilerine rağmen bu tür yasaklardan kaçındığı gözleniyor.
Analistler, İrlanda’nın bu hamlesinin, uluslararası toplumda İsrail’e yönelik baskının arttığı bir döneme denk geldiğine dikkat çekiyor. Gazze’de süren çatışmalar ve Batı Şeria’daki şiddetin tırmanması, birçok ülkeyi İsrail’i daha sert önlemler almaya itiyor. Ancak İrlanda’nın bu yasağı, sembolik bir adım olmaktan öteye geçemeyebilir. Zira her iki bakanın da İrlanda’yı ziyaret planı bulunmuyordu. Yine de, bu kararın, AB içinde İsrail’e yönelik ortak bir yaklaşım oluşturma çabalarına katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İrlanda’nın iki İsrailli bakana uyguladığı giriş yasağı, Türkiye’nin Filistin meselesine verdiği destek ve İsrail’e yönelik eleştirel duruşuyla uyumlu bir gelişme. Ankara, uzun süredir İsrail’in yerleşim politikalarını ve Gazze’deki operasyonlarını kınarken, İrlanda’nın bu adımını “uluslararası hukuku savunan bir duruş” olarak dolaylı biçimde onaylayabilir. Ancak Türkiye’nin İsrail’le diplomatik ilişkileri tamamen koparmış olmaması, benzer bir yasağı uygulayamayacağı anlamına gelmiyor. Aksine, Türkiye, İsrail’in Filistin’e yönelik politikalarının yoğunlaştığı dönemlerde ticari veya diplomatik yaptırımları gündeme getirebilir. Bu hamle, özellikle İslam ülkeleri ve Filistin yanlısı kamuoyunda Türkiye’nin elini güçlendirebilir.