İrlanda, 1 Ocak 2026 itibarıyla Avrupa Birliği Konseyi'nin dönem başkanlığını Polonya'dan devraldı. Bu kritik dönemde Dublin, AB'nin politika gündemini şekillendirme ve üye ülkeler arasında uzlaşı sağlama konusunda öncü rol üstlenecek. İrlanda'nın altı aylık başkanlığı, özellikle iklim değişikliğiyle mücadele, dijital dönüşüm ve AB'nin genişleme süreci gibi dosyalarda ilerleme kaydedilmesi açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor. Başbakan Simon Harris, AB'nin karşı karşıya olduğu jeopolitik zorluklara rağmen birliğin dayanıklılığını artırmayı hedeflediklerini vurguladı.
İrlanda'nın AB Dönem Başkanlığında Öncelikler
İrlanda'nın dönem başkanlığı programı, AB'nin Yeşil Mutabakat hedeflerine ulaşması için gerekli yasal düzenlemelerin tamamlanmasına odaklanıyor. Karbon sınır düzenleme mekanizmasının uygulanması ve yenilenebilir enerji projelerinin hızlandırılması öncelikli konular arasında. Ayrıca, dijital avro projesinin ilerletilmesi ve yapay zeka düzenlemeleri gibi dijital gündem maddeleri de masada olacak. İrlanda'nın başkanlığı sırasında AB'nin Batı Balkanlar ve Ukrayna ile üyelik müzakerelerinde somut adımlar atılması bekleniyor. Ancak, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerle hukukun üstünlüğü konusundaki gerilimler sürecin seyrini etkileyebilir.
Dublin, başkanlık süresince AB'nin dış politikada daha etkin bir rol oynamasını savunacak. Özellikle Ukrayna'ya askeri ve mali destek, Orta Doğu'da istikrar ve Afrika ile ilişkilerin güçlendirilmesi gibi konular gündemde üst sıralarda yer alacak. İrlanda, AB'nin ortak dış ve güvenlik politikasında oybirliği kuralının esnetilmesi için reform çabalarını da destekliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: AB'nin Jeopolitik Sınavı
İrlanda'nın dönem başkanlığı, AB'nin iç ve dış zorluklarla mücadele ettiği bir döneme denk geliyor. Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı, enerji krizi ve artan enflasyon gibi sorunlar birliğin dayanışmasını test ediyor. İrlanda, transatlantik ilişkilerin güçlendirilmesi ve Çin ile rekabet yönetimi konusunda da AB içinde dengeleyici bir rol oynayabilir. Brexit sonrası AB-İngiltere ilişkilerinin normalleşmesi de Dublin'in öncelikleri arasında. Kuzey İrlanda protokolünün uygulanması konusundaki anlaşmazlıklar, başkanlık sürecinde çözülmeye çalışılacak başlıca dosyalardan biri.
İrlanda'nın başkanlığı, AB'nin genişleme politikasını canlandırma potansiyeli taşıyor. Batı Balkan ülkelerine yönelik mali yardım ve reform teşvikleri, üyelik sürecini hızlandırabilir. Ancak, AB içinde genişlemeye yönelik artan şüphecilik ve reform öncelikleri başkanlığın elini zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İrlanda'nın AB dönem başkanlığı, Türkiye-AB ilişkileri açısından sınırlı da olsa bir fırsat penceresi sunuyor. Dublin'in genişleme yanlısı tutumu ve hukukun üstünlüğü konusundaki hassasiyeti, Türkiye'nin AB ile diyaloğunu etkileyebilir. Ancak, Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz'deki gerilimler nedeniyle İrlanda'nın Türkiye'ye karşı mesafeli bir duruş sergilemesi bekleniyor. AB-Türkiye Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi süreci gibi konular, başkanlık döneminde gündeme gelebilir. Türkiye'nin AB üyelik sürecinde ilerleme kaydedilmesi zor görünse de, İrlanda'nın arabulucu rolü oynaması muhtemel değil. Sonuç olarak, bu başkanlık dönemi Türkiye için büyük bir değişim yaratmaktan ziyade mevcut ilişkilerin idamesi açısından değerlendirilmeli.