İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, ABD yönetimini Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) üyesi ülkeleri tehdit etmekle suçladı. Kenani, yaptığı yazılı açıklamada, Washington'un ICC'nin İsrail'in Gazze'deki eylemlerine ilişkin soruşturmasını engellemek için baskı uyguladığını ileri sürdü. İranlı diplomat, Amerika'nın bu tutumunun uluslararası hukuku hiçe saydığını ve mahkemenin bağımsızlığına müdahale anlamına geldiğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
ICC Başsavcısı Kerim Han, geçtiğimiz ay İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas liderlerinin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında tutuklama emri başvurusunda bulunmuştu. Han, 7 Ekim saldırıları ve sonrasındaki Gazze operasyonunda savaş suçları işlendiği gerekçesiyle soruşturma başlatılmasını talep etmişti. ABD ise mahkemenin bu hamlesine sert tepki göstermiş, ICC yetkililerine yönelik yaptırım tehdidinde bulunmuştu.
İran'ın suçlaması, ABD'nin ICC'ye yönelik tehditlerinin yeni bir örneği olarak kayıtlara geçti. Daha önce Donald Trump döneminde, ICC yetkililerine vize yasağı ve mali yaptırımlar uygulanmıştı. Kenani, açıklamasında bu geçmişi hatırlatarak, ABD'nin mahkemeyi itibarsızlaştırma çabalarının uluslararası toplum tarafından reddedilmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, İran ile ABD arasındaki gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Tahran yönetimi, uzun süredir ABD'nin uluslararası kurumlara baskı yaptığını, ikili standart uyguladığını savunuyor. Özellikle İsrail-Filistin meselesinde, Batılı ülkeleri İsrail'i korumakla suçlayan İran, bu tutumunun meşruiyetini güçlendirmeye çalışıyor. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin, ICC'ye olan desteğini gösterme ve İslam dünyasında meşruiyet kazanma amaçlı olduğunu yorumluyor.
Öte yandan, ABD'nin ICC'ye yönelik tehditleri, Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülkeden eleştiri alıyor. Mahkemenin kurucu anlaşması olan Roma Statüsü'nü imzalayan 123 ülke, ABD'nin bu tutumunu mahkemenin bağımsızlığına müdahale olarak değerlendiriyor. Ancak ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını kullandığını ve ICC'nin yargı yetkisinin olmadığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uluslararası hukukun üstünlüğünü ve mahkemelerin bağımsızlığını savunan bir ülke olarak, bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Ankara'nın ICC'ye taraf olmamasına rağmen, Filistin meselesinde adil bir yargılama sürecini desteklediği biliniyor. ABD'nin ICC üzerindeki baskısı, Türkiye'nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkelerin egemenlik anlayışına aykırı. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkilerindeki gerginlik, bu suçlamaların bölgesel dengeleri etkileyebileceğini gösteriyor. Orta Doğu'da yeni bir kutuplaşmanın habercisi olabilecek bu durum, Türk dış politikasının çok boyutlu manevra kabiliyetini test edecek.