İranlı bir yetkili, Umman ile Hürmüz Boğazı'nda ortak bir anlaşma imzalanmasındaki gecikmenin ana nedeninin ABD olduğunu açıkladı. Bu açıklama, iki ülke arasındaki müzakere sürecinde Washington'un bölgesel baskılarının etkisini gözler önüne serdi. Tahran yönetimi, stratejik öneme sahip bu su yolunda işbirliğini güçlendirmek isterken, ABD'nin yaptırımları ve askeri varlığının anlaşmayı engellediği belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Middle East Eye'ın aktardığı habere göre, adı açıklanmayan üst düzey bir İranlı yetkili, Umman ile yürütülen müzakerelerin ABD'nin bölgedeki etkisi nedeniyle sekteye uğradığını ifade etti. yetkili, "Hürmüz Boğazı'nda işbirliği konusunda istekliyiz ancak ABD'nin bölgedeki yıkıcı rolü, anlaşmanın tamamlanmasını geciktiriyor" dedi. İran ve Umman, geçtiğimiz yıllarda deniz ticareti ve güvenliği konularında bir dizi görüşme gerçekleştirmişti. Ancak özellikle 2018'de ABD'nin İran nükleer anlaşmasından tek taraflı çekilmesi ve ardından uygulanan sert yaptırımlar, iki ülke arasındaki ekonomik ve lojistik işbirliğini olumsuz etkiledi. Umman'ın geleneksel olarak tarafsız bir diplomatik pozisyonu bulunuyor; ancak Washington'un Körfez'deki müttefikleri üzerindeki baskısı, Maskat'ın Tahran'a yönelik adımlarında ihtiyatlı davranmasına yol açıyor. İranlı yetkili ayrıca, ABD'nin bölge ülkelerini İran ile işbirliği konusunda tehdit ettiğini ve bunun anlaşmanın ruhuna aykırı olduğunu savundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. İran ve Umman'ın boğazda ortak bir yönetim anlaşması imzalaması, bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi ve çatışma risklerinin azaltılması açısından önemli görülüyor. Ancak ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, bu tür anlaşmaları doğrudan veya dolaylı olarak engelliyor. Washington, Tahran'ı izole etmeye çalışırken, bölge ülkelerinin İran'la yakınlaşmasını istemiyor. Bu durum, özellikle son dönemde İran'ın Suudi Arabistan ile diplomatik ilişkilerini yeniden kurması ve Arap ülkeleriyle yumuşama sinyalleri verirken, Körfez'deki denklemleri yeniden şekillendiriyor. Umman, Körfez İşbirliği Konseyi üyesi olmasına rağmen, İran ile tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip ve iki ülke arasındaki ekonomik bağlar enerji, ticaret ve denizcilik alanlarında yoğunlaşıyor. Bu anlaşmanın gerçekleşmesi, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da olumlu etkileyebilir. Öte yandan, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İran'a yönelik baskıları, anlaşmanın önündeki en büyük engel olarak görülüyor; ayrıca uluslararası toplumun İran'la normalleşme çabaları da Washington'un vetosuyla karşılaşabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ithalatında kritik bir koridor olan Hürmüz Boğazı'nda güvenliğin artırılması potansiyeli taşıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Körfez ülkelerinden karşılıyor; dolayısıyla boğazda istikrar, Türk enerji güvenliği için hayati. İran ile Umman arasında bir anlaşmanın imzalanması, bölgesel gerilimi azaltarak Türkiye'nin enerji tedarik zincirindeki riskleri düşürebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'la ilişkileri ve Körfez'deki diplomatik dengeleri göz önüne alındığında, bu anlaşma Ankara'nın bölgedeki manevra alanını olumlu etkileyebilir. Ancak ABD'nin baskısı, anlaşmanın geleceğini belirsiz kılıyor ve Türkiye'nin bu süreçte dengeli bir politika izlemesi gerekiyor.