Gazze'deki marketlerde ürünler yeniden raflarda yerini almış olsa da, yerinden edilmiş Filistinliler için bu görüntü yanıltıcı olmaktan öteye geçmiyor. İsrail'in saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan binlerce insan, her gün temel gıda maddelerine ulaşmakta büyük güçlük çekiyor. Artan fiyatlar ve sınırlı gelir imkânları, bölgede insani krizin derinleştiğini gözler önüne seriyor. BM yetkilileri, yardım koridorlarının açılmasına rağmen durumun "acılardan arınmış" olmadığını, aksine fiyat artışlarının ve işsizliğin toplumsal dokuyu tehdit ettiğini belirtiyor.
Malların geri dönüşü, alım gücünü geri getirmedi
Gazze'ye insani yardım malzemelerinin ulaştırılması ve sınır kapılarının kısmen açılması, marketlerdeki temel ihtiyaç maddelerinin yeniden tedarik edilmesini sağladı. Ancak Gazze'nin kuzey ve orta kesimlerinde yaşayan yüz binlerce insan için bu durum, yalnızca "bir bakış açısı değişikliği" anlamına geliyor. Daha önce aylarca yetersiz beslenme ve kıtlık tehdidiyle karşı karşıya kalan bölge halkı, şimdi de erişebildiği ürünleri satın alacak maddi güce sahip olmadığı için gerçek bir yoksulluk sarmalında yaşıyor.
BM Dünya Gıda Programı (WFP) verilerine göre, Gazze'de gıda enflasyonu son altı ayda yüzde 300'ü aştı. Bir torba unun fiyatı, ortalama bir işçinin günlük kazancının neredeyse iki katına ulaştı. Savaş öncesinde yaklaşık 40 şekele satılan 25 kilogramlık un torbası, bugün 120-150 şekel arasında değişen fiyatlarla satılıyor. Yerinden edilenlerin büyük bölümü, BM ve diğer yardım kuruluşlarının dağıttığı gıda kolilerine bağımlı durumda.
Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) sözcüsü Jens Laerke, yaptığı değerlendirmede "Marketlerin raflarının dolu olması, insanların aç olmadığı anlamına gelmez. Gazze'deki insanlar, işlerini, birikimlerini ve umutlarını kaybetmiş durumda. Cebinde parası olmayan bir kişi için raflarda ne olduğunun bir önemi yok" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut: Kalıcı ateşkesin eşiğinde suni bir iyileşme
Malların Gazze'ye geri dönüşü, ateşkes müzakerelerinin sürdüğü bir dönemde sembolik bir başarı olarak lanse edilse de, bölgesel dinamikler bu tablonun kalıcı olmaktan uzak olduğunu gösteriyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmelerinde gündem yalnızca çatışmaların durması değil; aynı zamanda Gazze'nin yeniden inşası, siyasi istikrar ve Filistin yönetiminin geleceği. Ancak uzmanlar, şu anki durumun "insani bir ateşkes" görüntüsü çizdiğini, kalıcı bir çözüm sağlanmazsa krizin daha da derinleşebileceğini kaydediyor.
Öte yandan, artan fiyatlar yalnızca Gazze'nin iç meselesi değil. İsrail'in Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı'nı kapatması ve ticari geçişlere getirdiği kısıtlamalar, mal akışını yavaşlatıyor. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) raporlarına göre, Gazze ekonomisinin toparlanması, İsrail'in uyguladığı ablukanın hafifletilmesine ve kalıcı bir yeniden inşa planına bağlı. Aynı zamanda uluslararası toplumun, yalnızca yardım ulaştırmakla yetinmeyip, bölgenin sürdürülebilir kalkınmasını desteklemesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Filistin politikası açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, savaşın başından bu yana ateşkes çağrıları yapmış, insani yardımlarını kesintisiz sürdürmüş ve bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Ancak bu durum, yalnızca yardım göndermenin ötesinde, kalıcı barışın tesis edilmesi için daha güçlü bir uluslararası baskıyı zorunlu kılıyor. Türkiye'nin özellikle Mısır ve Katar ile iş birliği içinde yürüttüğü arabuluculuk sürecinde, Gazze'deki ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve ablukanın tamamen kaldırılması gerektiği yönündeki mesajlarının uluslararası arenada daha fazla karşılık bulması bekleniyor. Bölgesel istikrar ve insani vicdanın gereği olarak, Türkiye'nin aktif diplomatik rolü, küresel ölçekte de saygınlığını artırıyor.