İran parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi bir milletvekili, İran ile ABD arasındaki dolaylı görüşmelerin Katar ve Uman üzerinden sürdüğünü ve tarafların müzakere koşullarını karşılıklı olarak ilettiğini söyledi. Milletvekiline göre Tahran, Washington'un yanıtını bekliyor. Açıklama, bölgede artan diplomatik hareketlilik ve nükleer anlaşma müzakerelerinde yeni bir tur ihtimaliyle aynı zamana denk geldi.
Görüşmelerin Arka Planı
İran resmi haber ajansı IRNA'ya konuşan komisyon üyesi, "ABD ile dolaylı görüşmeler Katar ve Uman aracılığıyla devam ediyor. Şartlarımızı ilettik, onlar da kendi şartlarını iletti. Şimdi ABD'nin yanıtını bekliyoruz" dedi. Milletvekili, görüşmelerin ayrıntılarına ve takvimine ilişkin bilgi vermedi. Ancak bu açıklama, son haftalarda arabulucu ülkeler üzerinden yürütülen diplomasi trafiğini doğruluyor.
İran ile ABD arasındaki dolaylı görüşmeler, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) canlandırılması çabalarının bir parçası olarak 2021'den bu yana çeşitli formatlarda sürdürülüyor. Viyana'da başlayan müzakereler, tarafların iç siyasi baskıları ve özellikle İran'ın nükleer programındaki ilerlemesi nedeniyle zaman zaman kesintiye uğradı. Son dönemde ise Katar ve Uman'ın arabuluculuğu öne çıkıyor. Her iki ülke de hem İran hem de ABD ile iyi ilişkilere sahip ve Körfez'de istikrarın korunmasından yana.
İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, daha önce ABD ile doğrudan görüşmelere sıcak bakmadığını, ancak dolaylı görüşmelerin mümkün olduğunu belirtmişti. Tahran yönetimi, yaptırımların kaldırılmasını ve nükleer programının barışçıl olduğunun tanınmasını istiyor. Washington ise İran'ın nükleer faaliyetlerinde şeffaflık ve uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi gibi taleplerde bulunuyor. Ayrıca ABD, İran'ın bölgesel faaliyetlerini ve füze programını da masaya getirmek istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD görüşmeleri, yalnızca nükleer dosya açısından değil, bölgesel güvenlik dengesi bakımından da kritik. Görüşmelerin ilerlemesi, Körfez'de tansiyonun düşmesine ve enerji piyasalarında istikrara katkı sağlayabilir. Öte yandan İsrail, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini sık sık dile getiriyor ve olası bir anlaşmanın kendi güvenliğini tehdit edebileceğini savunuyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise İran ile ilişkilerini normalleştirme çabalarını sürdürürken, aynı zamanda nükleer anlaşmanın bölgesel güvenlik mimarisine zarar vermemesi gerektiğini vurguluyor.
Uman, geçmişte İran ile ABD arasında mahkum takası ve arka kanal görüşmelerine ev sahipliği yapmıştı. Katar ise son yıllarda Afganistan'daki Taliban ile ABD arasındaki görüşmelere de arabuluculuk yapmış bir ülke olarak diplomatik deneyime sahip. Bu iki ülkenin arabuluculuğu, taraflar arasında güven inşası için önemli bir kanal işlevi görüyor.
İran'da parlamento komisyonu üyesinin açıklaması, yönetimin müzakerelere ilişkin bilgiyi kamuoyuyla paylaşma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Böylece hem iç kamuoyuna 'aktif diplomasi' mesajı veriliyor hem de ABD'ye yanıt için baskı unsuru oluşturuluyor. Ancak İran iç siyasetinde muhafazakâr kanadın görüşmelere şüpheyle yaklaştığı biliniyor. Bu nedenle herhangi bir anlaşmanın İran'da onaylanması kolay olmayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki dolaylı görüşmelerin ilerlemesini yakından takip ediyor. Komşusu İran ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdüren Ankara, aynı zamanda Batı ittifakı içinde denge politikası yürütüyor. Olası bir nükleer anlaşma, İran'a uygulanan yaptırımların hafiflemesiyle Türkiye-İran ticaretine olumlu yansıyabilir; enerji ithalatı ve sınır ticareti canlanabilir. Ancak Türkiye, bölgesel istikrarın korunması ve İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanmaması konusunda hassas. Ayrıca Türkiye, arabuluculuk faaliyetlerinde aktif rol alarak bölgesel etkisini artırmayı hedefleyebilir.