ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la yapmayı planladığı anlaşma, İsrail için ciddi bir stratejik tehdit oluşturuyor. Uzmanlara göre, savaşın sona ermesi İsrail'in bölgedeki askeri ve diplomatik kazanımlarını sıfırlayarak, Tel Aviv yönetimini 'şanlı bir başarısızlık' ile karşı karşıya bırakabilir. Anlaşma, İran'ın nükleer programına sınırlamalar getirirken, İsrail'in uzun vadeli güvenlik kaygılarını gidermekten uzak görünüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Trump'ın İran Stratejisi
Trump yönetimi, İran'la diplomatik bir çözüm arayışında son aylarda somut adımlar attı. Başkan, 2018'de çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yerine geçecek yeni bir anlaşma için Tahran'la müzakerelere sıcak bakıyor. Bu çerçevede, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin denetlenmesi ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılması öngörülüyor. Ancak İsrail, bu anlaşmanın İran'ın bölgesel milisleri desteklemesini ve balistik füze programını engellemeyeceği endişesini taşıyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, defalarca İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için askeri seçenekler de dahil her türlü tedbiri alacaklarını belirtti. Ancak Trump'ın anlaşma ısrarı, İsrail'in bu konuda yalnız kalmasına yol açabilir. Geçmişte ABD'nin İran'la anlaşmaya varması durumunda İsrail'in saldırı planlarını rafa kaldırmak zorunda kaldığı biliniyor. Benzer bir senaryo, İsrail'in stratejik manevra alanını daraltabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, Orta Doğu'daki güç dengelerini kökten değiştirebilir. İran'ın ekonomik olarak rahatlaması, bölgedeki vekil güçlerine daha fazla kaynak aktarmasına olanak tanıyabilir. Bu durum, Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki milis gruplar üzerinde İran'ın etkisini artırabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de anlaşmanın getireceği belirsizlikten endişeli.
Küresel ölçekte ise anlaşma, ABD'nin müttefikleri arasında güven bunalımına yol açabilir. İsrail, ABD'nin en yakın müttefiki olarak anlaşma sürecinde dışlanmış hissedebilir. Avrupa Birliği ise uzun süredir KOEP'in yeniden canlandırılmasını savunduğu için Trump'ın girişimini memnuniyetle karşılayabilir. Ancak AB'nin İran'ın insan hakları ihlalleri ve bölgesel faaliyetleri konusundaki kaygıları da devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump-İran anlaşması, Türkiye'nin komşusu İran'la ilişkilerinde yeni bir dönem başlatabilir. Anlaşma, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir kalem olan İran doğalgazına yönelik yaptırımların kalkmasına yol açarsa, Ankara ekonomik rahatlama sağlayabilir. Ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına tehdit oluşturabilir. Türkiye, PKK/YPG'ye karşı İran'la zaman zaman işbirliği yaparken, İran'ın Şii milisleri desteklemesi Ankara'nın endişelerini artırıyor. Ayrıca, ABD-İran yakınlaşması, Türkiye'nin ABD ve İran arasındaki denge politikasını zorlayabilir. Sonuç olarak, anlaşma Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor; Ankara'nın bu süreci dikkatle yönetmesi gerekiyor.