İran, son yılların en büyük jeopolitik sınavını atlatmış gibi görünüyor. İslam Cumhuriyeti, iç protestolar, uluslararası yaptırımlar ve bölgesel tehditlere rağmen varlığını sürdürmeyi başardı. Ancak uzmanlara göre asıl zorluk şimdi başlıyor: Rejimin hayatta kalması, uzun vadeli ekonomik ve toplumsal sorunları çözdüğü anlamına gelmiyor. İran'ın elde ettiği zafer, bedeli ağır olan bir 'Pirus zaferi' olarak nitelendiriliyor.
Ekonomik kriz ve toplumsal hoşnutsuzluk
Ülke, yıllardır süren yaptırımların etkisiyle büyük bir ekonomik buhran yaşıyor. Enflasyon %50'nin üzerinde seyrediyor ve işsizlik özellikle genç nüfusta alarm verici boyutlara ulaştı. Ham petrol ihracatı bir miktar toparlanmış olsa da gelirler, hükümetin artan harcamalarını karşılamakta yetersiz kalıyor. Eylül 2022'de Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan protesto dalgası, rejimin toplumsal tabanında derin çatlaklar olduğunu gösterdi. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle bastırılan gösteriler, rejimin meşruiyetini sorgulatan uzun vadeli bir hoşnutsuzluğu gün yüzüne çıkardı.
Ekonomik darboğaz, siyasi baskıyla birleşince geniş bir kesimin rejime olan güveni sarsıldı. Özellikle orta sınıf ve eğitimli gençler arasında yurtdışına göç etme isteği büyük oranda arttı. İran Merkez Bankası verilerine göre son iki yılda ülkeyi terk eden nitelikli işgücü sayısı %30 arttı. Bu beyin göçü, uzun vadede ülkenin kalkınma potansiyelini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Bölgesel nüfuz ve uluslararası baskı
İran, askeri ve diplomatik alanda stratejik kazanımlar elde etmiş olsa da uluslararası toplumun baskısı her geçen gün artıyor. Nükleer anlaşma (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) müzakereleri tıkanmış durumda ve Batılı ülkeler yeni yaptırım dalgaları hazırlığında. İsrail ile artan gerilim, bölgesel bir çatışma riskini körüklerken, İran'ın vekil güçler aracılığıyla sürdürdüğü politika uluslararası tepki çekiyor. Yemen'de Husileri, Lübnan'da Hizbullah'ı, Suriye'de Beşşar Esed rejimini destekleyen Tahran yönetimi, Arap dünyasında artan normalleşme dalgası karşısında zorlanıyor. Suudi Arabistan ile varılan uzlaşma, kısa vadede gerilimi düşürmüş olsa da temel stratejik farklılıklar devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın iç istikrarındaki zayıflama, Türkiye için ikili ilişkiler ve bölgesel güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Siyasi ve ekonomik kriz derinleşirse, İran'ın sınır güvenliğini sağlamada zorlanması ve terör örgütlerine karşı mücadelede iş birliğinin aksaması beklenebilir. Ayrıca, İran'ın zayıflaması enerji ticaretinde yeni dengeler yaratabilir; Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve Hazar bölgesindeki ticari koridor projeleri (Zengezur, Orta Koridor) bu dinamikten etkilenebilir. Bölgesel güç dengesinde İran'ın marjinalleşmesi, Ankara'nın Irak ve Suriye'deki pozisyonunu güçlendirebilir ancak aynı zamanda Körfez ülkeleriyle rekabeti de artırabilir.