İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bakıri, ülkenin üst düzey müzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Ghalibaf'ın, ABD ile varılması beklenen nükleer anlaşmanın imza törenine katılacağını açıkladı. Bakıri, resmi bir açıklamada, Ghalibaf'ın Tahran'ın müzakere heyetine liderlik ettiğini ve anlaşmanın imzalanması sürecinde aktif rol oynayacağını belirtti. Bu gelişme, İran ile ABD arasında aylardır süren dolaylı müzakerelerin son aşamaya geldiğini gösteriyor. Ghalibaf'ın muhafazakar kanadın önde gelen isimlerinden biri olması, anlaşmaya iç siyasette destek sağlama amacı taşıyor olabilir.
Görüşmelerin son durumu
İran ile ABD arasında, 2015'te imzalanan ve Trump yönetiminin 2018'de çekilmesiyle rafa kalkan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması için Viyana'da yürütülen müzakereler, mart ayından bu yana ara vermiş durumdaydı. Son haftalarda, Avrupa Birliği'nin arabuluculuğunda dolaylı görüşmeler yeniden hız kazandı. Bakıri, “Müzakere masasında önemli ilerleme kaydettik. Anlaşmaya varmamıza engel olacak hiçbir şey kalmadı” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesi ve ABD'nin yaptırımların kapsamı konusundaki anlaşmazlıkların devam ettiği biliniyor. Ghalibaf'ın bizzat imza törenine katılması, Tahran'ın anlaşmayı siyasi olarak sahiplenme iradesinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Diğer yandan, İran Devrim Muhafızları'nın terör örgütleri listesinden çıkarılması talebi, ABD tarafından henüz karşılanmış değil. Washington yönetimi, bu konuda Kongre'den gelebilecek itirazlara karşı temkinli hareket ediyor. Yine de, iki tarafın da anlaşmaya sıcak baktığı ve özellikle İran ekonomisinin yaptırımlar altında zor durumda olduğu biliniyor.
Bölgesel yansımalar
İran-ABD anlaşmasının yeniden yürürlüğe girmesi, Ortadoğu'da dengeleri değiştirecek potansiyele sahip. Anlaşma, İran'ın petrol ihracatını artırmasına ve bölgesel nüfuzunu genişletmesine olanak tanıyabilir. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programının denetim altına alınmasını ve bölgesel gerilimin azalmasını istiyor. Ancak İsrail, anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor ve İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçenekleri masada tutuyor. Ghalibaf'ın anlaşma sürecinde aktif rol alması, İran'ın iç siyasetteki muhafazakar kanadın da anlaşmayı benimsediği mesajını veriyor. Bu durum, bölgesel aktörler nezdinde anlaşmanın kalıcılığına dair güveni artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 2022'de 9,5 milyar dolar olan ticaret hacmini artırmayı hedefleyen bir ülke olarak, İran'a yönelik yaptırımların kalkmasından doğrudan fayda sağlayacaktır. Anlaşma, özellikle doğal gaz ve petrol ticaretinde Türkiye'nin enerji arz güvenliğini güçlendirebilir. Ayrıca, İran'ın uluslararası sisteme entegrasyonu, Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Doğu'daki bölgesel politikalarında Tahran ile daha öngörülebilir bir ilişki kurmasına olanak tanır. Bununla birlikte, ABD ile İran arasındaki yakınlaşma, Türkiye'nin Washington'dan aldığı desteği azaltabilir; özellikle PKK/YPG konusunda Ankara, İran'ın rolünü dikkatle izlemelidir.