ABD, geçtiğimiz hafta İran'a yönelik yoğun hava saldırılarına yeniden başladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'na (CENTCOM) göre, sadece ilk üç gecede 300'den fazla hedef vuruldu. İran Sağlık Bakanlığı bu saldırılarda 30'dan fazla sivilin hayatını kaybettiğini, 260'tan fazla kişinin yaralandığını açıkladı. Bu bombalama kampanyası, ABD ile İran arasında artan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İran'ın Dünya Kupası maçları sırasında yaşanan benzer bir saldırı öncesi hazırlık, bu yeni saldırıların bir provası niteliği taşıyordu.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile ABD arasındaki gerginlik, son aylarda nükleer müzakerelerin durmasıyla yeniden tırmanmıştı. İran'ın 2018'de nükleer anlaşmadan ABD'nin çekilmesinin ardından uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, Batılı ülkelerin endişelerini büyüttü. Geçen hafta yaşanan olaylar, aslında İran'ın bir yıl önce Katar'da düzenlenen Dünya Kupası sırasında oynadığı maçlarda yaşadığı sıkıntılı süreci andırıyordu. O dönemde İran, uluslararası baskılar ve iç protestolarla karşı karşıyaydı. Şimdi ise ABD, İran'ın askeri altyapısını hedef alarak, ülkenin savunma kapasitesini zayıflatmayı amaçlıyor. Saldırılarda İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ait tesisler ile insansız hava araçları ve füze sistemleri hedef alındı. İran yönetimi bu saldırılara misilleme yapma tehdidinde bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu hava saldırıları, Orta Doğu'da geniş çaplı bir çatışma riskini artırıyor. İran, bölgedeki müttefikleri aracılığıyla ABD ve İsrail'e karşı kozlarını kullanabilir. Yemen'deki Husiler, Suriye'deki milisler ve Lübnan'daki Hizbullah, İran'ın vekil güçleri olarak biliniyor. ABD'nin bu saldırıları, İran'ın nükleer programını durdurmayı hedefliyor olsa da, uzmanlar bunun aksine İran'ı daha da radikalleştirebileceği görüşünde. Körfez ülkeleri, çatışmanın kendilerine sıçramasından endişe ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş, küresel ekonomik durgunluk korkularını tetikledi. Rusya ve Çin, ABD'yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlarken, Avrupa Birliği tarafları itidale çağırıyor. Birleşmiş Milletler ise insani krizin derinleştiği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerginliği Türkiye için doğrudan güvenlik riski taşıyor. Kuzey Irak'ta bulunan Türk askeri üsleri, olası bir çatışmada hedef haline gelebilir. Ayrıca İran'daki 30 sivil ölümü, Türkiye'nin sınır komşusunda istikrarsızlık anlamına geliyor. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de enerji ihtiyacı duyduğu İran arasında denge politikası izlemek zorunda. Bu kriz, Türkiye'nin doğalgaz ithalatının yüzde 16'sını karşıladığı İran'dan enerji tedariğini tehlikeye atabilir. Ekonomik açıdan da petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı büyütebilir. Türkiye'nin, bölgesel bir savaşı önlemek için diplomasiye ağırlık vermesi bekleniyor.