İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile yaptığı telefon görüşmesinde Tahran yönetiminin Lübnan'ın güneyi de dahil olmak üzere ülkenin tamamında ateşkes sağlanması konusunda kararlı olduğunu ifade etti. Görüşmede Galibaf, “Suçlar devam ederse müzakereleri durdururuz” diyerek İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına karşı sert bir uyarıda bulundu. Bu açıklama, İran'ın bölgedeki diplomatik angajmanını ve Hizbullah'a verdiği desteğin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Görüşmenin arka planı ve tarafların pozisyonu
Galibaf-Berri görüşmesi, İsrail-Lübnan sınırında tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde gerçekleşti. Son haftalarda Hizbullah ile İsrail ordusu arasında karşılıklı çatışmalar yoğunlaşırken, uluslararası toplum bölgesel bir savaşın patlak vermesinden endişe ediyor. İran, uzun süredir Hizbullah'ın en önemli destekçisi konumunda ve Tahran'ın Lübnan'daki ateşkes çağrısı, aslında doğrudan İsrail'e yönelik bir mesaj niteliği taşıyor.
Galibaf'ın “müzakereleri durdurma” tehdidi, İran'ın müzakere masasında elini güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. Tahran, bir yandan diplomatik kanalları açık tutarken, diğer yandan askeri seçenekleri masada tutarak İsrail üzerinde baskı kurmayı hedefliyor. Bu strateji, İran'ın bölgesel nüfuzunu koruma ve Hizbullah'ın varlığını garanti altına alma amacını yansıtıyor.
Lübnan tarafında ise Berri, ülkenin siyasi istikrarı için ateşkesin aciliyetini vurguluyor. İç savaşın izlerini hâlâ taşıyan Lübnan, ekonomik krizle boğuşurken yeni bir çatışmanın ülkeyi daha da derin bir çöküşe sürükleyeceğinden endişe ediyor. Bu nedenle Berri, İran'ın ateşkes çağrısını olumlu karşılamakla birlikte, uluslararası arabuluculuğun da devreye girmesi gerektiğini düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'daki güç dengeleri açısından kritik önem taşıyor. İran'ın ateşkes girişimi, ABD ve Avrupa Birliği'nin bölgede istikrarı sağlama çabalarıyla paralellik gösteriyor. Ancak Tahran'ın, Washington ve Tel Aviv'le doğrudan bir diyalog kurmadan kendi inisiyatifini devreye sokması, İran'ın bölgesel aktör olarak rolünü pekiştirme arzusuna işaret ediyor.
Öte yandan, İsrail hükümeti henüz bu açıklamaya resmi bir yanıt vermedi. Ancak İsrail yetkilileri daha önce Hizbullah'ın kuzey sınırlarındaki varlığına karşı “kabul edilemez” dediklerini belirtmişti. İsrail'in İran'ın ateşkes çağrısını nasıl karşılayacağı, bölgedeki gerilimin seyri açısından belirleyici olacak.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de Lübnan'daki durumu yakından izliyor. Bu ülkeler, Hizbullah'ın etkisini azaltma arayışında olsalar da, tam ölçekli bir savaşın bölgesel güvenliği tehdit etmesinden çekiniyorlar. Bu nedenle, İran'ın ateşkes çağrısına dolaylı destek vermeleri olası görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-Lübnan hattındaki bu diplomatik temas, Türk dış politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, hem İran hem de Lübnan'la iyi ilişkilere sahip olup, bölgesel istikrarın sağlanması için arabuluculuk yapabilecek konumdadır. Ayrıca Türkiye'nin Suriye sınırındaki güvenlik kaygıları, Lübnan'daki çatışmaların yayılması halinde artabilir. Bu nedenle Ankara, hem insani yardım koridorlarını açık tutmak hem de olası bir mülteci akınına karşı önlem almak durumundadır. İran'ın ateşkes girişimi, Türkiye'nin bölgede diplomatik çözüm yönündeki çabalarıyla örtüşmektedir.