Pakistanlı arabulucuların haftalarca süren gece yarısı telefon trafiği ve rekabet halindeki taslak metinlerle uğraşmasının ardından Katar'ın devreye girmesiyle bu hafta ABD ile İran arasında ön anlaşmaya varıldı. Ancak kaynaklara göre, nihai bir anlaşmaya giden yol hâlâ en zorlu aşamayı barındırıyor: Tahran'ın nükleer programına kalıcı sınırlamalar getirilmesi ve yaptırımların kaldırılması.
Gelişmenin arka planı
Reuters'ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre, İslamabad merkezli müzakerelerde Pakistanlı yetkililer, ABD ve İran arasında mekik dokuyarak bir çerçeve anlaşması için zemin hazırladı. Görüşmelerde, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir seviyede durdurması karşılığında Washington'un bazı yaptırımları gevşetmesi öngörülüyor.
Katar'ın son aşamada üstlendiği rol, iki tarafı da masada tutmayı başardı. Doha yönetimi, özellikle İran'ın talepleri konusunda esneklik sağlanmasında kritik bir köprü vazifesi gördü. Kaynaklar, Katar Emiri'nin bizzat devreye girerek tarafları ortak bir metinde buluşturduğunu aktarıyor.
Anlaşmanın ilk ayağı, İran'ın yüzde 60'a varan zenginleştirme seviyesini düşürmesi ve uluslararası denetçilere daha fazla erişim izni vermesi gibi maddeler içeriyor. Buna karşılık ABD, İran'a ait dondurulmuş varlıkların bir kısmını serbest bırakmayı ve petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaları hafifletmeyi taahhüt ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Geçici anlaşmanın asıl sınavı, kalıcı bir düzenlemeye dönüşüp dönüşemeyeceği olacak. İran'ın nükleer programının tamamen sivil amaçlı olduğu yönündeki ısrarı ile ABD'nin askeri boyuta geçişi engelleme hedefi arasındaki denge, müzakerelerin en karmaşık boyutunu oluşturuyor. Analistler, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin anlaşmaya mesafeli duruşunun da süreci olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
Anlaşmanın bölgesel yansımaları arasında, Yemen'deki savaşta İran destekli Husilerin tutumu ve Lübnan'daki Hizbullah'ın olası tepkileri de yer alıyor. Ayrıca, Körfez ülkeleri ve Irak, İran'ın ekonomik olarak rahatlamasının bölgesel dengeleri değiştirebileceği endişesini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu ön anlaşma, Türkiye açısından enerji arz güvenliği ve komşusu İran'la ticari ilişkiler bağlamında önem taşıyor. Yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ve petrol ithalatını kolaylaştırabilir. Ayrıca, bölgede gerilimin azalması, Suriye ve Irak'taki istikrarsızlığa dolaylı olumlu katkı sağlayabilir. Ancak Ankara, anlaşmanın kalıcı olmaması halinde ABD ile İran arasında yeniden tırmanacak gerilimin, enerji fiyatları ve sığınmacı akını gibi konularda Türkiye'yi olumsuz etkileyebileceğini hesaplamalıdır. Bu nedenle Türkiye, hem Washington hem de Tahran'la diyaloğunu sürdürerek sürecin yapıcı bir parçası olmayı hedeflemelidir.