İran, Birleşmiş Milletler nükleer gözlem kuruluşu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nı (UAEA) kendisine karşı siyasi baskı uygulamakla suçladı. Ajansın, İran'ın nükleer tesislerine erişim sağlanamadığı yönündeki son raporuna tepki gösteren Tahran yönetimi, bu eleştirilerin diplomatik sürece zarar verdiğini savundu. UAEA'nın İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin yayımladığı raporda, ülkenin bazı nükleer sahalarına denetçilerin ulaşmasının engellendiği belirtilmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı açıklamada, UAEA'nın tutumunun yapıcı olmadığını ve İran'ın nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu yineledi. Bu gelişme, 2015 tarihli nükleer anlaşmanın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) yeniden canlandırılmasına yönelik müzakerelerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.
Gerginliğin Arka Planı
UAEA Başkanı Rafael Grossi, haftalık yönetim kurulu toplantısında İran'ın şeffaflık göstermediğini ve soruları yanıtsız bıraktığını ifade etmişti. Ajans, özellikle üç farklı bölgede uranyum parçacıklarına rastlandığını ancak İran'ın bunların kaynağına dair tatmin edici bir açıklama yapmadığını duyurdu. İran ise bu iddiaları reddederek, söz konusu parçacıkların geçmişte yapılan nükleer denemelerden kaynaklandığını ve ajansın teknik kaygılardan ziyade siyasi saiklerle hareket ettiğini öne sürdü. Tahran, 2021'den bu yana uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a kadar yükseltti; bu, silah seviyesi olan yüzde 90'a yakın bir oran. İran, bu adımın 2015 anlaşmasına uygun olduğunu ve tüm faaliyetlerinin UAEA denetimine tabi olduğunu belirtiyor. Ancak Batılı ülkeler, İran'ın giderek daha fazla nükleer yetenek kazandığından endişe duyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile UAEA arasındaki bu anlaşmazlık, sadece nükleer alanla sınırlı kalmayıp bölgesel dengeleri de etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programından kaygılı. Öte yandan ABD ve Avrupalı müttefikler, JCPOA'yı canlandırma çabalarını sürdürüyor ancak İran'ın talepleri karşısında ilerleme kaydedilemedi. Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile yaşadığı gerginlik, Tahran'ı diplomatik olarak daha güçlü bir konuma getirse de, yeni yaptırım tehditleri havada. Uzmanlar, UAEA ile işbirliğinin artırılmasının, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğunu kanıtlaması ve uluslararası toplumla güven tesis etmesi açısından kritik olduğunu vurguluyor. Ancak İran'daki sert kanat, dış baskılara boyun eğilmemesi gerektiğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın nükleer programına yönelik bu gerginlik, Türkiye'yi doğrudan ve dolaylı yollardan etkiliyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı komşusu İran'da istikrarı önemsiyor. Olası bir kriz, enerji arzında aksamalara yol açabileceği gibi, bölgesel bir çatışma riskini de beraberinde getirebilir. Ayrıca Türkiye, nükleer santral projeleriyle (Akkuyu) nükleer enerjiye yatırım yaparken, UAEA standartlarına uyum konusunda hassas. İran'ın ajansla yaşadığı sorun, uluslararası nükleer rejimin zayıflamasına neden olabilir ve bu da Türkiye'nin gelecekteki nükleer enerji projelerinde denetim sürecini etkileyebilir. Ankara, bu nedenle Tahran ile UAEA arasında yapıcı diyaloğu destekliyor.