İran'da ABD ile devam eden savaş ve uluslararası yaptırımlar, ülke ekonomisini derinden sarsarken işsizlik oranı hızla yükseliyor. İşten çıkarmaların arttığı, temel ihtiyaç maddelerine erişimin zorlaştığı İran'da halk artan bir geçim sıkıntısıyla karşı karşıya. Ekonomik kriz, yalnızca büyükşehirlerde değil, ülke genelinde hissediliyor.
Savaşın Ekonomiye Etkisi: Yatırımlar Durdu, Ticaret Sekteye Uğradı
ABD ile İran arasındaki savaş, doğrudan askeri kayıpların ötesinde İran ekonomisini felç etmiş durumda. Ülkenin altyapısına yönelik saldırılar, enerji tesislerinin zarar görmesi ve kritik bölgelerdeki çatışmalar üretim kapasitesini düşürdü. Birçok uluslararası şirket İran pazarından çekilirken, mevcut yatırımlar da askıya alındı. Bu durum, istihdam yaratan sektörlerde ciddi daralmaya yol açtı.
Özellikle inşaat, imalat ve hizmet sektörlerinde işten çıkarmalar hız kazandı. İran İstatistik Merkezi'nin son verilerine göre, genç işsizliği yüzde 30'un üzerine çıkmış durumda. Kadınlar ve gençler arasında iş bulma umudu her geçen gün azalıyor. Hükümetin istihdam paketleri ise savaş koşulları ve bütçe kısıtları nedeniyle etkisiz kalıyor.
Yaptırımların Gölgesinde Hayat Pahalılığı ve Yoksulluk
ABD'nin uyguladığı kapsamlı yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatını neredeyse durma noktasına getirdi. Bankacılık sisteminin uluslararası işlemlerden men edilmesi, döviz girişini kısıtlarken İran riyali tarihi düşük seviyelere geriledi. Bu durum, ithal ürün fiyatlarını uçurdu ve enflasyonu yüzde 50'nin üzerine taşıdı. Temel gıda maddeleri, ilaç ve akaryakıt gibi kalemlerde ciddi kıtlıklar yaşanıyor.
Sokaklarda ekmek kuyrukları uzarken, birçok aile günlük beslenmesini dahi karşılamakta zorlanıyor. Hükümet, savaş ekonomisi önlemleri kapsamında bazı sübvansiyonları artırsa da, artan bütçe açığı ve yolsuzluk iddiaları halkın tepkisini çekiyor. İranlı yetkililer, işsizlikle mücadelede yeni istihdam programları açıkladıklarını duyursa da, uzmanlar bu vaatlerin savaş ortamında gerçekçi olmadığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'daki ekonomik çöküş, yalnızca ülke içiyle sınırlı kalmıyor; bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. İran, Şii milis grupları ve müttefikleri aracılığıyla Lübnan, Irak, Yemen ve Suriye'de nüfuz sağlıyor. Ekonomik kriz, bu gruplara sağlanan maddi desteği azaltabilir ve bölgesel güç dengelerini değiştirebilir. Ayrıca, milyonlarca İranlı'nın yasadışı yollarla komşu ülkelere göç etme ihtimali, Türkiye, Irak ve Afganistan gibi ülkelerde sosyal ve ekonomik baskıyı artırabilir.
Küresel enerji piyasaları da İran'daki istikrarsızlıktan olumsuz etkileniyor. Petrol arzındaki kesintiler, fiyat dalgalanmalarına neden olurken, Avrupa ve Asya'daki enerji ithalatçıları alternatif kaynak arayışına girdi. ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, müzakereleri de zorlaştırıyor; zira Tahran, yaptırımlar kaldırılmadan ekonomik reform yapamayacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki derinleşen ekonomik kriz ve işsizlik, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Öncelikle, İran'dan Türkiye'ye yönelik göç baskısı artabilir; bu durum sınır güvenliği ve sosyal hizmetler üzerinde ek yük oluşturur. Ticari açıdan, İran'la yapılan sınır ticareti ve doğalgaz ithalatı sekteye uğrayabilir; Türkiye, enerji arz güvenliğini çeşitlendirme ihtiyacıyla karşı karşıya kalır. Ayrıca, İran'ın bölgesel nüfuzunun zayıflaması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki dengeleri yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Türkiye, istikrarı korumak için diplomatik kanalları açık tutmalı ve insani krizin yayılmasını önlemeye yönelik tedbirler almalıdır.