Londra merkezli düşünce kuruluşu Henry Jackson Society (HJS), Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) düşmanca devlet faaliyetleri için bir sığınak haline geldiğini öne süren çarpıcı bir rapor yayımladı. Rapor, uluslararası toplumun sınır aşan tehditlere karşı yeterince tedbir almadığını vurgularken, Putin’in savaş makinesinin Batı yaptırımlarını delen ağlara, Çin’in sınırları dışına taşan baskıcı uygulamalarına ve kara para ile sınır aşan finansal suçlara dikkat çekiyor. HJS’ye göre BAE, bu tür faaliyetler için elverişli bir ortam sunuyor.
Raporun Arka Planı ve Temel İddialar
Henry Jackson Society tarafından hazırlanan rapor, BAE’nin ekonomik serbestlik ve düşük vergi politikalarıyla uluslararası iş dünyası için cazibe merkezi olmasının yanı sıra, şeffaflık eksikliği ve zayıf düzenleyici çerçevesiyle kötü niyetli aktörlerin işini kolaylaştırdığını savunuyor. Raporda, BAE’nin özellikle Rus oligarklar, Çinli iş insanları ve İranlı yaptırım kaçakçıları için güvenli bir liman olduğu iddia ediliyor. Ayrıca, BAE merkezli şirketlerin ve serbest bölgelerin, Batı yaptırımlarını delmek için kullanıldığına dair kanıtlar sunuluyor.
HJS, BAE’nin finansal sisteminin yeterince denetlenmediğini, kara para aklama ve terör finansmanıyla mücadelede uluslararası standartların gerisinde kaldığını belirtiyor. Raporda, özellikle Dubai’nin, İran’ın petrol kaçakçılığı ve Rusya’nın teknoloji transferi için bir üs olarak kullanıldığı öne sürülüyor. BAE’nin, Batı’nın yaptırım rejimlerine rağmen Rusya ve Çin ile ticari ilişkilerini sürdürmesi, raporun odak noktalarından biri.
Uluslararası toplumun son yıllarda sınır aşan tehditlere karşı daha uyanık hale geldiğini kabul eden HJS, ancak BAE gibi ülkelerin bu mücadelede isteksiz davrandığını vurguluyor. Raporda, Batılı ülkelerin BAE’ye yönelik baskılarını artırması ve işbirliği yapmaya zorlaması gerektiği çağrısı yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BAE, son yıllarda aktif bir dış politika izleyerek bölgesel nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Yemen, Libya ve Sudan gibi çatışma bölgelerinde askeri ve siyasi müdahalelerde bulunan BAE, aynı zamanda ekonomik çeşitlendirme ve teknoloji yatırımlarıyla küresel bir aktör olma hedefinde. Ancak HJS raporu, BAE’nin bu yükselişinin gölgeli taraflarını ortaya koyuyor.
Raporun küresel yansımaları da önemli. Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımların etkinliği, BAE gibi ülkelerin tutumuna bağlı. Eğer BAE, yaptırım kaçakçılığına göz yumuyorsa, Batı’nın Ukrayna savaşındaki stratejik hedefleri zarar görebilir. Benzer şekilde, Çin’in baskıcı politikalarından kaçan Uygur Türkleri ve Hong Konglular için BAE’nin güvenli bir sığınak olup olmadığı sorgulanıyor. Raporda, BAE’nin Çin ile derinleşen ilişkileri nedeniyle bu kişileri iade edebileceği endişesi dile getiriliyor.
Öte yandan, BAE’nin finansal sisteminin şeffaflaştırılması yönünde adımlar attığı da belirtiliyor. Ancak HJS, bu adımların yetersiz olduğunu ve uluslararası baskının artırılması gerektiğini savunuyor. Uluslararası toplumun, BAE’yi yaptırım rejimlerine uymaya ve kara para aklamayla mücadelede daha etkin olmaya zorlaması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BAE’nin düşmanca faaliyetlere sığınak olduğu yönündeki iddialar, Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, BAE ile son yıllarda ilişkilerini normalleştirme ve ekonomik işbirliğini artırma yolunda adımlar atmıştı. Ancak BAE’nin İran ve Rusya ile yaptırım delme faaliyetleri, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde denge politikasını zorlaştırabilir. Ayrıca, BAE’nin Doğu Akdeniz ve Libya’daki aktiviteleri, Türkiye’nin bölgesel çıkarlarıyla çatışma potansiyeli taşıyor. Türkiye, Körfez’deki bu tür faaliyetlere karşı uluslararası platformlarda daha aktif bir diplomasi izlemeli ve kendi finansal sistemini benzer risklerden korumalı.