İran, İslam Cumhuriyeti'nin kurucu isimlerinden ve 35 yılı aşkın süredir ülkenin en güçlü figürü olan Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünün ardından yas tutarken, yeni dini lider olarak beklenen oğlu Ayetullah Mucizeba Hamaney cenaze törenlerinde henüz görülmedi. Cuma günü başlayan ve milyonlarca kişinin katılması beklenen anma törenleri, Hamaney'in Tahran'daki resmi konutu çevresinde ve Kum kentindeki kutsal türbede düzenleniyor. Ali Hamaney'in, İran'ın askeri ve istihbarat birimlerine yönelik bir suikast girişiminin erken safhalarında hayatını kaybettiği bildiriliyor. Cenaze törenlerinin üç gün sürmesi ve ardından defin işleminin yapılması planlanıyor. Ancak yeni liderin törenlere katılmaması, ülke içinde ve dışında liderlik geçiş sürecinin ne kadar sorunsuz ilerleyeceğine dair endişeleri beraberinde getiriyor.
Gelişmenin arka planı: Hamaney'in ölümü ve liderlik boşluğu
Ayetullah Ali Hamaney, 1989'dan beri İran'ın en üst düzey siyasi ve dini otoritesi olarak görev yapıyordu. Ülkenin dini lideri (Vilayet-i Fakih) olarak, anayasal olarak silahlı kuvvetlerin başkomutanı, yargı başkanı ve devlet televizyonunun denetleyicisi gibi geniş yetkilere sahipti. Hamaney, İran'ın nükleer programı, bölgesel politikaları ve Batı ile ilişkilerinde belirleyici rol oynadı. Ölüm haberi, özellikle İran'ın ekonomik kriz ve toplumsal protestolarla boğuştuğu bir dönemde geldi.
Yeni lider olarak beklenen isim, daha önce hiçbir resmi devlet görevinde bulunmayan ve dinî eğitimini Kum'da tamamlayan oğlu Mucizeba Hamaney oldu. Uzmanlar, Mucizeba Hamaney'in babasının gölgesinde kaldığını ve geniş bir siyasi ağa sahip olmadığını belirtiyor. Onun cenaze törenlerine katılmaması, güvenlik endişelerinden siyasi hesaplara kadar çeşitli yorumlarla karşılanıyor. Bazı kaynaklar, yeni liderin, babasının öldürülmesinin ardından ülke içinde tırmanan güvenlik riskleri nedeniyle kamuoyu önüne çıkmaktan kaçındığını öne sürüyor. Diğer bir ihtimal ise, dinî liderlik makamının henüz resmen devralınmamış olması ve bu geçiş sürecinde iç dengelerin gözetildiği.
Bölgesel ve küresel boyut: İran'da istikrar endişeleri
Hamaney'in ölümü, yalnızca İran için değil, tüm Ortadoğu için bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'de nüfuz sahibi olan Tahran yönetimi, Şii Hilali olarak adlandırılan stratejik bir ağa liderlik ediyor. Hamaney, bu ağın koordinasyonunda kilit isimdi. Onun yokluğunda, İran'ın bölgesel politikalarında bir yavaşlama veya iç çekişmeler yaşanabileceği öngörülüyor. Ayrıca İran'ın nükleer programı ve uluslararası yaptırımların geleceği de belirsizliğini koruyor. ABD ve İsrail, Hamaney'in ölümünü İran'a yönelik baskıyı artırmak için bir fırsat olarak görebilir. Özellikle İsrail, son yıllarda İran'ın askeri varlıklarına yönelik saldırılarını sıklaştırmış durumda. Yeni liderin yumuşak veya sert bir çizgi benimseyeceği, bölgesel güç dengelerini doğrudan etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki liderlik geçişi, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, PKK/YPG'ye karşı yürüttüğü mücadelede İran ile zaman zaman iş birliği yaparken, Irak ve Suriye'de rekabet de yaşıyor. Hamaney sonrası dönemde İran'da iç karışıklık yaşanması, göç dalgalarını tetikleyebilir ve Türkiye'nin güvenlik riskini artırabilir. Ayrıca İran'ın nükleer programındaki belirsizlik, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ve bölgesel enerji koridorlarındaki rolünü etkileyecek. Türkiye, yeni liderle pragmatik bir diyalog kurmayı hedeflerken, İran'daki olası güç boşluğu Ankara'nın terörle mücadele ve bölgesel nüfuz politikalarında yeni fırsatlar veya tehditler yaratabilir.