İran yargı erki, ülkede güvenlik suçlarıyla mücadele kapsamında 'sızmalara' karşı sert tedbirler alacağını duyururken, geçen yıl İsrail'le yaşanan 12 günlük savaşın ardından çıkarılan bir yasaya dayanarak yeni infaz emirleri verdi. Resmi haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre, Yargı Erki Başkanı Seyyid İbrahim Reisi, yargı mensuplarına hitaben yaptığı konuşmada, 'ülkenin güvenliğine yönelik sızma girişimlerine karşı kararlılıkla mücadele edileceğini' belirtti. Reisi, özellikle siber alan ve medya üzerinden yürütülen casusluk faaliyetlerine dikkat çekerek, bu tür eylemlerin 'İslami düzene karşı bir tehdit' olarak değerlendirildiğini ifade etti. Açıklamada, güvenlik suçlarından hüküm giymiş kişilere yönelik yeni idam kararlarının alındığı da duyuruldu.
Gelişmenin arka planı
İran'da yargı, son yıllarda özellikle siyasi muhalefet, etnik azınlıklar ve sosyal medya aktivistlerine yönelik sert bir tutum sergiliyor. Ülke, geçtiğimiz Ekim ayında İsrail'le yaşanan 12 günlük çatışmanın ardından güvenlikle ilgili yasaları daha da katılaştırdı. Çıkarılan yeni yasa, 'devlet güvenliğine karşı suçları' tanımlarken, bu suçların kapsamını oldukça genişletti. Mütalaalara göre, bu yasa kapsamında yargılananların sayısı hızla artıyor. İnsan hakları örgütleri, yasanın suç tanımının muğlak olduğunu ve muhaliflerin susturulması için kullanıldığını belirtiyor. Yargı Erki'nin son duyurusu, bu yasanın daha da aktif bir şekilde uygulanacağının sinyali olarak yorumlandı. Öte yandan, İran'da 2022'den bu yana devam eden hükümet karşıtı protestolar ve 'başörtüsü' eylemleri nedeniyle binlerce kişi gözaltına alınmıştı. Yargı, bu kişilerin birçoğunu 'düşmanla işbirliği' veya 'casusluk' suçlamasıyla yargılıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İran'daki bu gelişme, bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Ülke, bir yandan nükleer programı nedeniyle uluslararası baskı altındayken, diğer yandan İsrail ve ABD ile gerginlikler tırmanmakta. İran yönetimi, içerideki güvenlik sorunlarını dış kaynaklı 'sızmalarla' ilişkilendirerek, hem halkı mobilize etmeye hem de rejime yönelik tehditleri bertaraf etmeye çalışıyor. Uzmanlara göre, İran'da uygulanan bu yargısal baskılar, toplumsal hoşnutsuzluğu bastırırken, aynı zamanda uluslararası alanda insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştirilere yol açıyor. Özellikle Batılı ülkeler, İran'daki infazların durdurulması çağrısı yaparken, Tahran yönetimi bu eleştirileri 'iç işlerine müdahale' olarak nitelendiriyor. İran'ın bu hamlesi, aynı zamanda nükleer müzakerelerde elini güçlendirme çabası olarak da okunabilir; zira güvenlikle ilgili yasaların sıkılaştırılması, rejimin kendini tehdit altında hissettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin İran'la olan sınır güvenliği ve istihbarat işbirliği bağlamında önem taşıyor. İran'daki iç siyasi baskılar ve güvenlik suçlarına yönelik sert tedbirler, iki ülke arasındaki terörle mücadele alanında yürütülen ortak çabaları doğrudan etkileyebilir. Özellikle PKK ve diğer ayrılıkçı grupların İran topraklarındaki varlığı, Ankara ile Tahran arasında hassas bir denge konusudur. İran yönetiminin 'sızma' söylemiyle aldığı tedbirler, sınır ötesi operasyonları ve istihbarat paylaşımını karmaşıklaştırabilir. Ayrıca, İran'daki insan hakları durumu, Türkiye'nin Batı'yla ilişkilerinde dolaylı bir faktör olarak gündeme gelebilir. Ancak, Türkiye'nin bu gelişmelere resmi bir tepkisi henüz bulunmuyor.