İran basınında yer alan haberlere göre, ülkenin seçkin kesimleri uluslararası petrol yaptırımlarını delerek milyarlarca dolar kâr sağladı. Yaptırımların hedef aldığı İran petrol sektöründe, rejime yakın isimlerin kurduğu paravan şirketler ve kayıt dışı ticaret ağları üzerinden yürütülen satışların, Tahran yönetiminin resmi gelirlerinin çok üzerinde bir ekonomik büyüklük yarattığı öne sürülüyor. İranlı gazeteciler ve muhalif çevreler, yaptırımların aslında halkı değil, iktidara yakın sermaye gruplarını koruyan bir sisteme dönüştüğünü savunuyor.
Yaptırımların Gölgesinde Büyüyen Kayıt Dışı Petrol Ticareti
ABD’nin 2018’de tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardıdan uyguladığı yaptırımlar, İran’ın resmi petrol ihracatını ciddi biçimde kısıtladı. Ancak İran, petrolünü farklı yollarla pazarlamayı sürdürdü. Uzmanlara göre, bu süreçte devlet kurumlarıyla bağlantılı iş insanları, hayali şirketler ve aracılar üzerinden yürütülen satışlardan milyarlarca dolar gelir elde etti. Bu gelirin büyük bölümünün şeffaf olmayan kanallarda el değiştirdiği, halka yansımadığı belirtiliyor.
İran basınında çıkan haberlere göre, yaptırım döneminde petrol ticaretiyle uğraşan bazı iş adamları, devlet destekli krediler, döviz kuru avantajları ve gümrük muafiyetleri gibi ayrıcalıklardan yararlandı. Bu kişilerin kısa sürede büyük servetler biriktirdiği, lüks yaşam tarzlarıyla dikkat çektiği ifade ediliyor. Muhalif kaynaklar, bu durumun yolsuzluğu derinleştirdiğini ve halkın ekonomik sıkıntılarını artırdığını vurguluyor.
Öte yandan, İran hükümeti söz konusu iddiaları reddediyor ve petrol gelirlerinin ülke ekonomisine kazandırıldığını savunuyor. Ancak bağımsız gözlemciler, İran’ın petrol ihracatına ilişkin şeffaf veri paylaşmadığını, bu nedenle gerçek rakamların bilinmediğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran’daki bu yapı, yalnızca ülke içi bir yolsuzluk sorunu olarak kalmıyor; bölgesel dengeleri de etkiliyor. Yaptırımlara rağmen İran petrolünün Asya pazarlarına ulaşması, başta Çin olmak üzere bazı ülkelerin İran’la ticaretini sürdürmesini sağlıyor. Bu durum, ABD’nin yaptırım politikasının etkinliğini sorgulatıyor. Ayrıca, İran’ın petrol gelirlerini Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’daki vekil gruplara aktardığı iddiaları, bölgesel istikrarı tehdit eden bir unsur olarak öne çıkıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre, İran’ın petrol üretimi son yıllarda dalgalı bir seyir izlese de, ihracatının önemli bir kısmı kayıt dışı yollarla gerçekleşiyor. Bu da küresel petrol piyasasında arz-talep dengesini dolaylı olarak etkiliyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer programını sınırlamak için yaptırımları sürdürürken, Tahran yönetimi ekonomik baskılara direnmek için yeni ticaret koridorları arıyor.
İran’daki seçkinlerin yaptırımlardan kâr sağlaması, rejimin iç dinamiklerini de etkiliyor. Halkın büyük bölümü ekonomik zorluklarla boğuşurken, yönetici elitin zenginleşmesi toplumsal hoşnutsuzluğu artırıyor. Son yıllarda İran’da patlak veren protestolarda bu eşitsizlik önemli bir motivasyon kaynağı oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki yaptırım delme ve yolsuzluk iddiaları, Türkiye’yi doğrudan etkileyen bir dizi sonuç doğuruyor. Türkiye, İran’la ticari ilişkilerini sürdürürken ABD yaptırımlarına takılmamak için denge politikası izliyor. İran’dan yapılan doğalgaz ithalatı ve sınır ticareti, iki ülke arasındaki ekonomik bağımlılığı artırıyor. Ancak İran’daki kayıt dışı petrol ticaretinin bölgesel enerji fiyatlarını etkilemesi, Türkiye’nin enerji maliyetlerini dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, İran’ın vekil gruplar üzerinden yürüttüğü faaliyetler, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki güvenlik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Yolsuzluk ve yaptırım kaçakçılığı, sınır güvenliği ve kaçakçılıkla mücadele açısından da Türkiye için risk oluşturuyor.