Kısa süreli bir ateşkes sırasında İranlı yetkililer, ABD güçlerinin yeniden saldırması halinde savaşın maliyetini Başkan Donald Trump'a ödetmek amacıyla gizlice daha geniş bir savaş planı hazırladı. Bu plan, İran'ın bölgedeki vekil güçleri olan Hizbullah, Husiler ve Irak'taki milis grupların koordineli saldırılarını içeriyordu. New York Times'ın haberine göre, İranlı komutanlar, ABD'ye karşı ortak bir karşı saldırı stratejisi geliştirmek için bu grupların temsilcileriyle gizli toplantılar yaptı. Plan, İsrail ve ABD hedeflerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının yanı sıra, Basra Körfezi'ndeki petrol tesislerine yönelik sabotaj eylemlerini de kapsıyordu.
Planın Perde Arkası
İran'ın bu hamlesi, geçtiğimiz ay yaşanan ve ABD ile İran arasındaki gerilimi tırmandıran olayların ardından geldi. ABD'nin Tahran'daki insansız hava aracı saldırısında üst düzey bir İranlı komutanın öldürülmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Ancak son anda yapılan diplomatik görüşmelerle tansiyon düşürülmüş ve kısa süreli bir ateşkes sağlanmıştı. İşte bu ateşkes döneminde İran, vekil güçleriyle yaptığı toplantılarda, olası bir ABD saldırısına karşı nasıl karşılık vereceğini masaya yatırdı. İddialara göre, İranlı generaller, Hizbullah liderleriyle Lübnan'da, Husilerin temsilcileriyle Yemen'de ve Haşdi Şabi komutanlarıyla Irak'ta bir dizi gizli görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde, ABD'nin İran'a yönelik herhangi bir saldırısının ardından eş zamanlı olarak devreye girecek bir 'cephe' oluşturulması kararlaştırıldı.
Plana göre, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine yoğun füze saldırıları düzenlemesi, Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol altyapısını hedef alması ve Iraklı milislerin ABD askerlerinin bulunduğu üslere saldırması öngörülüyordu. Ayrıca, İran'ın kendi topraklarından da Şahab-3 füzeleriyle bölgedeki ABD üslerine saldırı düzenlenmesi planlanmıştı. Bu plan, ABD'yi birden fazla cephede savaşmak zorunda bırakarak caydırıcılığı artırmayı amaçlıyordu. Uzmanlar, bu stratejinin aslında bir 'asimetrik savaş' doktrini olduğunu ve İran'ın geleneksel askeri gücünün ABD karşısında yetersiz kalması nedeniyle vekil güçlere bel bağladığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu planın ortaya çıkması, Ortadoğu'daki gerilimin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. ABD ile İran arasında doğrudan bir çatışma ihtimali şu an için düşük görünse de, vekil güçler üzerinden yürütülen bu tür gizli planlar, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Özellikle İsrail, İran'ın bu planını ciddi bir güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyor ve Hizbullah'ın füze cephaneliğine karşı önleyici saldırı seçeneklerini masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise Husilerin saldırılarına karşı hava savunma sistemlerini güçlendirme çabasında. Bu gelişmeler, Ortadoğu'daki enerji ticaretini de olumsuz etkileyebilir; petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi bekleniyor. Küresel ölçekte ise bu plan, ABD'nin İran'a yönelik 'azami baskı' politikasının ne kadar riskli olduğunu gösteriyor; Trump yönetimi, İran'ın bu tür bir karşılık verebileceğini hesaba katmak zorunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenliği açısından yakından takip edilmesi gereken bir durumdur. İran'ın vekil güçlerle koordineli saldırı planları, özellikle Irak ve Suriye'deki sahalarda Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Türkiye, İran destekli grupların faaliyet gösterdiği bölgelerde askeri operasyonlar yürütüyor; olası bir çatışma ortamı, bu operasyonların seyrini değiştirebilir. Ayrıca, enerji güvenliği açısından Basra Körfezi'ndeki olası sabotajlar, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir rol oynayan bölgedeki ticaret yollarını tehdit edebilir. Türkiye'nin, hem ABD hem de İran ile diyalog halinde olması, bu tür krizlerde arabulucu bir rol üstlenmesine olanak tanıyabilir; ancak bölgesel bir savaşın Türkiye'ye sıçramaması için diplomatik girişimlerin artırılması kritik önem taşımaktadır.