ABD Başkanı Donald Trump, Cumartesi sabahı yaptığı açıklamada, iki Cumhuriyetçi senatörün başsavcı adayını onaylamayı reddetmesi halinde yaklaşık 1.8 milyar dolarlık ‘haydut fonu’nu (slush fund) hayata geçireceğini söyledi. Bu açıklama, MAGA (Make America Great Again) hareketi içinde beklenmedik bir isyanı tetikledi; önde gelen bir MAGA isyancısı, bu planı ‘haydut ödül havuzu’ (payout pot for punks) olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi.
Gelişmenin arka planı
Trump’ın bu çıkışı, Senato’da başsavcı adayı olarak gösterdiği ismin onay sürecinin tıkanmasıyla ilgili. İki Cumhuriyetçi senatör, adayın geçmişteki bazı açıklamalarını gerekçe göstererek desteğini çekmişti. Başkan, bu durumun federal hükümetin işleyişini felç edebileceğini savunarak, kendi yetkilerini kullanarak ‘haydut fonu’ oluşturacağını ve bu fonun kendi önceliklerine göre kullanılacağını ima etti. Bu fonun, başsavcılık gibi önemli bir kurumun işlevsiz kalması durumunda devreye girebileceği belirtiliyor.
MAGA isyancısı olarak bilinen ve isminin gizli kalmasını isteyen bir figür, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ‘Bu, çalışan Amerikalıların vergileriyle doldurulan bir haydut ödül havuzu. Trump’ın vaat ettiği ‘bataklığı kurutma’ fikriyle taban tabana zıt.’ ifadelerini kullandı. Bu isim, Trump’ın en sadık destekçileri arasında yer almasına rağmen, bu hamlenin hareketin temel ilkelerine ihanet olduğunu savundu.
Siyasi analistler, bu çatlağın MAGA hareketinin içindeki derin ayrışmaları su yüzüne çıkardığını belirtiyor. Bir yanda Trump’ın pragmatik ve güç odaklı yaklaşımını destekleyenler, diğer yanda ise hareketin kurumsal karşıtı ve mali disiplin ilkelerine bağlı kalanlar yer alıyor. Bu fonun oluşturulması, hukuk devleti ilkelerine gölge düşüreceği ve yürütmenin keyfi güç kullanımına yol açabileceği gerekçesiyle de eleştiriliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD iç siyasetini etkilemekle kalmıyor; küresel çapta da yankı uyandırıyor. ABD’nin hukuk devleti ve demokratik kurumlarındaki zayıflama, otoriter rejimlere ilham verebileceği gibi, müttefiklerin Washington’a olan güvenini de sarsabilir. Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler, ABD’deki bu tür gelişmeleri yakından izliyor; çünkü bu tür fonların oluşturulması, uluslararası hukuk ve normlara aykırı örnekler oluşturabilir.
Özellikle NATO müttefikleri, ABD’nin iç siyasi istikrarının küresel güvenlik mimarisi için kritik olduğunu vurguluyor. Bu ‘haydut fonu’ tartışması, ABD’nin yumuşak gücünü zayıflatabilir ve rakiplerine (Çin, Rusya) oyun alanı açabilir. Zira bu ülkeler, ABD demokrasisindeki bu tür çalkantıları kendi rejimlerini meşrulaştırmak için propaganda malzemesi olarak kullanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, küresel güç dengeleri açısından dolaylı etkileri olabilir. ABD’deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye’nin güvenlik ve dış politika hesaplarında belirsizlik yaratabilir. Özellikle F-35 programı, Suriye’deki askeri varlık ve Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları gibi konularda Washington’daki karar alma süreçlerinin aksaması, Türkiye’nin manevra alanını genişletebilir. Ancak, ‘haydut fonu’ gibi uygulamaların ABD’nin uluslararası güvenilirliğini zayıflatması, Türkiye’nin ittifak ilişkilerinde daha öngörülebilir bir ortam arayışını hızlandırabilir. Ankara’nın bu süreçte hem ABD ile hem de diğer küresel aktörlerle dengeli bir diplomasi yürütmesi gerektiği değerlendiriliyor.