İran ve Amerika Birleşik Devletleri, 19 Haziran 2024 tarihinde iki ay sürmesi planlanan barış görüşmelerine başlayacak. Taraflar, uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlık ve bölgesel gerilimleri ele almayı hedefliyor. Ancak görüşmelere kısa bir süre kala, İsrail'in Lübnan'ın güneyine düzenlediği yeni hava saldırıları iyimser havayı gölgeledi. İran Silahlı Kuvvetleri, söz konusu saldırılara "sert bir yanıt" vereceğini duyurarak gerilimi yeniden tırmandırdı. Görüşmelerin başkent Viyana'da yapılması bekleniyor ve uluslararası toplum, bu sürecin Ortadoğu'da istikrarı sağlayıp sağlayamayacağını merakla izliyor.
Görüşmelerin arka planı ve tarafların pozisyonları
İran ve ABD arasındaki barış görüşmeleri, ilk olarak 2023 sonlarında Umman'ın arabuluculuğuyla başlatılan gizli temasların ardından kamuoyuna duyuruldu. Görüşmelerin ana gündem maddeleri arasında İran'ın nükleer programı, bölgesel nüfuzu ve ABD yaptırımlarının kaldırılması yer alıyor. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmayı kabul ederken, ABD'nin tüm yaptırımları kaldırmasını talep ediyor. ABD ise İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de masada olmasını şart koşuyor. Avrupa Birliği'nin de gözlemci olarak katılacağı görüşmelerde, Rusya ve Çin'in dolaylı olarak sürece dahil olması bekleniyor. Ancak İsrail'in son saldırıları, İran'ın müzakere masasındaki elini güçlendirdiği yorumlarına yol açtı. Tahran yönetimi, saldırıları "barış sürecini sabote etme girişimi" olarak nitelendirirken, ABD'den İsrail'i sakinleştirmesini istedi. Beyaz Saray ise İsrail'in kendini savunma hakkına vurgu yaparak, görüşmelerin bu saldırılardan etkilenmemesi gerektiğini belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut: İsrail faktörü ve yansımaları
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki hedeflere yönelik saldırıları, Hizbullah'ın İran'dan aldığı destekle bağlantılı görülüyor. İsrail, İran'ın Suriye üzerinden Hizbullah'a silah sevkiyatını engellemek için sık sık hava operasyonları düzenliyor. Son saldırılarda, İran Devrim Muhafızları'na ait olduğu iddia edilen bir üs hedef alındı. İran'ın "sert yanıt" tehdidi, bölgede yeni bir çatışma riskini artırırken, ABD ve Avrupa ülkeleri tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü, taraflara itidal çağrısında bulundu. Bu gelişmeler, ABD-İran görüşmelerinin başarı şansını sorgulatıyor. Uzmanlar, İran'ın müzakere sürecinde elini güçlendirmek için İsrail'e misilleme yapma olasılığını düşük görüyor ancak Hizbullah üzerinden dolaylı bir yanıtın gelebileceğini belirtiyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, görüşmelerin başlamasını memnuniyetle karşılarken, İran'ın bölgesel yayılmacılığına karşı tedbirli olmayı sürdürüyor. Çin ve Rusya ise ABD'nin bölgeden çekilmesi olarak gördükleri bu süreci kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD barış görüşmeleri, Türkiye'nin güney sınırındaki jeopolitik dengeleri doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Görüşmelerin başarıya ulaşması, İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzunu azaltabilir ve bu da Türkiye'nin terörle mücadelesinde yeni bir dönemi beraberinde getirebilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif kaynaklara erişimini kolaylaştırabilir. Ancak İsrail-Lübnan hattındaki gerilim, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarlarını ve bölgesel istikrarı tehdit edebilir. Türkiye, bu süreçte hem ABD hem de İran'la diyalog kanallarını açık tutarak, olası bir anlaşmanın bölgesel yansımalarını yönetmeye çalışacaktır.