İran ve Umman, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda denizcilik hizmetleri için ücretlendirme sistemini görüşmek üzere ortak bir çalışma grubu kurma kararı aldı. İki ülke yetkilileri, 1 Nisan 2025 Salı günü yaptıkları açıklamada, boğazdan geçen gemilere yönelik olası hizmet ücretlerini değerlendireceklerini duyurdu. Bu girişim, Tahran yönetiminin önerdiği ücret sistemine ABD'nin şiddetle karşı çıkmasına rağmen, stratejik su yolu üzerindeki tartışmaların devam ettiğini gösteriyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapmasıyla küresel enerji güvenliği açısından kritik bir noktada yer alıyor.
Hürmüz Boğazı'nda ücretlendirme planının arka planı
İran, uzun süredir Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker ve ticari gemilerden geçiş ücreti almayı gündeminde tutuyor. Bu fikir, İran'ın bölgedeki egemenlik iddialarını pekiştirme ve ekonomik yaptırımlar altındaki ülkeye gelir sağlama amacı taşıyor. Umman ise boğazın güney kıyısında yer alan stratejik konumuyla, uluslararası deniz hukuku çerçevesinde bir düzenleme yapılmasını savunuyor. İki ülke arasında kurulan ortak çalışma grubu, teknik ve hukuki boyutları inceleyerek somut öneriler geliştirecek. Ancak bu girişim, uluslararası toplumda, özellikle de ABD ve müttefikleri arasında ciddi endişelere yol açıyor. Washington yönetimi, İran'ın boğazı kontrol altına almasının küresel petrol fiyatlarını istikrarsızlaştıracağını ve serbest seyrüsefer ilkesini ihlal edeceğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD-İran gerilimi ve enerji güvenliği
Hürmüz Boğazı'nda olası bir ücretlendirme sistemi, yalnızca İran ve Umman arasında değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarında da yankı uyandırıyor. Boğaz, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın petrol ihracatı için hayati bir geçiş noktası. İran'ın bu su yolu üzerinde kontrol kurma çabaları, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasına ve Körfez ülkeleriyle güvenlik işbirliğini derinleştirmesine neden oluyor. Ayrıca, Çin ve Hindistan gibi büyük enerji tüketicileri de bu gelişmeleri yakından izliyor. Umman'ın arabuluculuk rolü, Tahran ile Batı arasında bir denge unsuru oluştursa da, İran'ın nükleer programı ve bölgesel projeleri nedeniyle tansiyon yüksek seyrediyor. Çalışma grubunun önümüzdeki aylarda somut adımlar atması beklenirken, uluslararası hukuk ve seyrüsefer özgürlüğü çerçevesinde bir mutabakat sağlanması zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Boğazın geçiş ücretlerine tabi olması, Türkiye'nin İran ve Körfez ülkelerinden yaptığı petrol ve doğalgaz alımlarının maliyetini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ticaretinde önemli bir aktör olan Rusya ve Hazar havzası alternatifleri, bu durumda daha cazip hale gelebilir. Ankara, ABD ve İran arasındaki gerilimde denge politikası izlerken, boğazın güvenliği ve serbest geçiş ilkesinin korunması Türk dış politikası açısından kritik. Bu nedenle Türkiye, uluslararası platformlarda seyrüsefer özgürlüğünü vurgulayan bir tutum sergileyebilir.