İran'ın Sistan-Belucistan eyaletinde bir Sünni din adamının daha öldürülmesi, ülkenin güneydoğusundaki istikrarsızlığı derinleştirdi. Tahran yönetimi, yoksul eyaletteki silahlı gruplara yönelik operasyonlarını yoğunlaştırırken, Sünni din adamlarına yönelik saldırılar da arttı. Son cinayet, bölgede mezhepsel gerilimin tırmandığını gösteriyor.
Olayın Arka Planı
Sistan-Belucistan, İran'ın en yoksul ve en az gelişmiş bölgelerinden biri. Çoğunluğu Sünni Beluci azınlığın yaşadığı eyalet, uzun süredir mezhepsel ayrımcılık, ekonomik ihmal ve merkezi hükümetin baskıcı politikalarıyla gündemde. Son yıllarda bölgede Ceyş el-Adl gibi silahlı grupların İran güvenlik güçlerine yönelik saldırıları artmış durumda. İran yönetimi bu grupları "terörist" olarak nitelendiriyor ve sert önlemler alıyor.
Öldürülen din adamlarının kimlikleri henüz resmi olarak açıklanmadı. Ancak yerel kaynaklar, son cinayetin de öncekiler gibi kimliği belirsiz kişilerce işlendiğini belirtiyor. İran resmi ajansı IRNA, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu ancak detay vermedi. Bölgede son aylarda üç Sünni din adamının öldürülmesi, Sünni toplumda öfkeye yol açmış durumda. Geçtiğimiz haftalarda Zahedan kentinde düzenlenen protesto gösterilerinde "Mezhepsel ayrımcılığa son" sloganları atıldı.
İran hükümeti, Sünni din adamlarına yönelik saldırıların arkasında silahlı grupların olduğunu iddia ediyor. Ancak Sünni liderler, devletin güvenlik güçlerinin ya da desteklediği milislerin bu cinayetlerde parmağı olabileceğini öne sürüyor. Bağımsız kaynaklar, olayların aydınlatılması için tarafsız bir soruşturma çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sistan-Belucistan'daki gelişmeler, İran'ın iç istikrarı kadar bölgesel dengeler açısından da önem taşıyor. Eyalet, Pakistan ve Afganistan sınırında yer alıyor ve uyuşturucu kaçakçılığı, silah ticareti gibi yasa dışı faaliyetlerin yoğunlaştığı bir bölge. İran, burada güvenliği sağlamak için son dönemde askeri operasyonlarını artırdı. Ancak bu operasyonlar sivil kayıpları da beraberinde getiriyor ve halkın öfkesini büyütüyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, İran'ı Sünni azınlığa yönelik sistematik baskı uygulamakla suçluyor. Tahran yönetimi bu suçlamaları reddediyor. Öte yandan, İran'ın nükleer müzakerelerde Batı ile yaşadığı gerilim, iç cephedeki bu tür olayların uluslararası kamuoyunda daha fazla yankı bulmasına neden oluyor.
Sistan-Belucistan'daki istikrarsızlık, İran'ın kuzeybatısındaki Kürt bölgelerinde de benzer olaylarla birleşince, ülke genelinde etnik ve mezhepsel gerilimin arttığı yorumları yapılıyor. Son haftalarda Kürt şehirlerinde de güvenlik güçleriyle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın Sistan-Belucistan eyaletindeki mezhepsel gerginlik, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da bölgesel istikrar açısından yakından takip edilmeli. İran, Türkiye'nin önemli bir komşusu ve ticari ortağı. İran'da artan iç istikrarsızlık, sınır güvenliği, enerji akışı ve bölgesel dengeler üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Ayrıca, İran'ın Sünni azınlığa yönelik tutumu, Türkiye'nin hassasiyetle izlediği bir konu. Türkiye, bölgede mezhepsel çatışmaların tırmanmasını istemez; zira bu tür gerilimler Irak, Suriye ve Yemen'de olduğu gibi vekalet savaşlarına dönüşebilir. Türk dış politikası, İran ile diyaloğu sürdürerek istikrarı teşvik etmeye çalışmalı.