Kenya'nın başkenti Nairobi'de geçen hafta başlayan ve ülke geneline yayılan grev dalgası, hükümetin akaryakıt fiyatlarına yaptığı son zammı protesto eden binlerce kişinin sokaklara dökülmesiyle şiddetli çatışmalara dönüştü. İlk olarak işçi sendikaları tarafından başlatılan eylemler, kısa sürede Enerji ve Petrol Bakanlığı'nın devlet kontrolündeki yakıt fiyatlarının düşürülmesi talebiyle geniş kitlelere yayıldı. Polis ile göstericiler arasında çıkan arbedede en az 12 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Olaylar, İran'da devam eden savaşın küresel enerji piyasalarında yarattığı şok dalgasının Afrika kıtasında yoksulluğu ve siyasi istikrarsızlığı nasıl derinleştirdiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin Arka Planı: Grevden Çatışmaya
Protestolar, Kenya hükümetinin akaryakıta yüzde 15 oranında zam yapma kararının ardından 14 Şubat'ta başladı. İlk olarak nakliye işçileri ve taksi şoförleri tarafından başlatılan eylemler, kısa sürede işçi sendikalarının da katılımıyla ülke genelinde greve dönüştü. Göstericiler, hükümetin akaryakıt fiyatlarındaki artışın enflasyonu körüklediğini ve temel tüketim mallarının fiyatlarını yükselttiğini savunuyor. Nairobi'nin işçi mahallelerinde toplanan kalabalıklar, “Açlığa hayır, zamma hayır” sloganlarıyla yürüdü.
Ancak protestoların ikinci gününde polisin müdahalesi kanlı bir hal aldı. Polis, kalabalığı dağıtmak için gerçek mermi kullandı. Göstericiler ise taş ve molotofkokteylleriyle karşılık verdi. 17 Şubat'ta yaşanan çatışmalarda, biri çocuk olmak üzere 12 kişi hayatını kaybetti. İnsan Hakları İzleme Örgütü, polis şiddetini kınarken, hükümet “güvenlik güçlerinin orantılı müdahale ettiğini” savundu. Kenya Devlet Başkanı William Ruto, 19 Şubat'ta ulusa sesleniş konuşmasında, “Ekonomik zorlukların farkındayız, ancak şiddet kabul edilemez” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran Savaşının Enerji Krizi
Kenya'daki bu kriz, aslında küresel enerji piyasalarındaki daha büyük bir krizin yansıması. İran'da geçen yıl başlayan iç savaş ve bölgesel gerilimler, İran'ın petrol ihracatını neredeyse durma noktasına getirdi. İran, OPEC üyesi olarak günlük 2,5 milyon varil petrol ihraç ederken, bu miktar şu an 300 bin varile düştü. Aynı zamanda, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik endişeleri nedeniyle Körfez'den yapılan sevkiyatlarda kesintiler yaşanıyor. Bu durum, petrol fiyatlarını varil başına 120 doların üzerine çıkardı.
Afrika ülkeleri, bu yüksek fiyatlardan en çok etkilenen bölge oldu. Özellikle Kenya, Uganda, Tanzanya ve Etiyopya gibi petrol ithalatına bağımlı ülkeler, artan enerji maliyetleriyle boğuşuyor. Kenya'nın akaryakıt fiyatları son altı ayda yüzde 40 arttı. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, Sahra Altı Afrika'da enflasyon oranı yıllık bazda yüzde 12'ye ulaştı. Enerji krizi, sadece Kenya'da değil, kıta genelinde sosyal huzursuzluğu tetikliyor; Nijerya ve Güney Afrika'da da benzer protestolar yaşanıyor. Uzmanlar, İran'daki çatışmalar sona ermediği sürece enerji krizinin Afrika'da daha fazla can alacağı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kenya’daki bu gelişmeler, Türkiye’nin Afrika’daki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Kenya ile ticari ilişkilerini güçlendirmiş, 2024 yılında ikili ticaret hacmi 1,2 milyar dolara ulaşmıştı. Enerji krizi, Kenya’nın ithalat maliyetlerini artırarak Türk ihracatçıları için pazar daralmasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye’nin inşaat ve altyapı projelerinde faaliyet gösterdiği Doğu Afrika’daki istikrarsızlık, yatırımları tehdit ediyor. Küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari açığını da olumsuz etkiliyor. Türkiye, enerji arz güvenliği için alternatif kaynak arayışını hızlandırmalı ve Afrika’daki diplomatik girişimlerini istikrarı korumaya yönlendirmelidir.