İran ile olası bir savaşın ardından Çin'in Ortadoğu stratejisinin merkezine Körfez ülkelerini yerleştireceği bildiriliyor. Pekin yönetimi, bölgedeki en önemli önceliğinin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) başta olmak üzere Körfez Arap ülkelerinin Washington'a yakınlaşmasını engellemek olduğunu belirtiyor. Çinli diplomatlar ve askeri yetkililer, son haftalarda kapalı kapılar ardında yaptıkları toplantılarda bu stratejik yönelimi netleştirdi. Buna göre Çin, İran ile yaşanabilecek askeri bir çatışma sonrasında bölgede oluşacak güç boşluğunda, ABD'nin nüfuzunun artmasını istemiyor ve bu nedenle Suudi Arabistan ile BAE'yi kendi yörüngesinde tutmaya çalışacak.
Çin'in Körfez'e Yönelik Ekonomik ve Siyasi Hamleleri
Pekin son yıllarda Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini derinleştirdi. Çin, Suudi Arabistan'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2023'te 100 milyar doları aştı. Çinli şirketler, BAE'deki Dubai ve Abu Dabi'de büyük altyapı projelerinde yer alıyor. Bununla birlikte Çin, Suudi Arabistan ve BAE'nin savunma sanayiinde Batı'ya olan bağımlılığını azaltmak için insansız hava araçları ve füze sistemleri tedarik ediyor. Ancak Çin'in bu çabaları, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İsrail ile normalleşme süreçleri nedeniyle sınırlı kalıyor.
Analistler, Çin'in İran savaşı sonrası Körfez'de daha agresif bir diplomatik rol üstlenebileceğini belirtiyor. Çin Dışişleri Bakanlığı'nın yakın zamanda yayımladığı bir belgede, "Körfez bölgesinin istikrarı, Çin'in enerji güvenliği ve Kuşak ve Yol Girişimi'nin başarısı için hayati önem taşımaktadır" ifadelerine yer verildi. Aynı belgede, Çin'in "bölgesel güçlerin iç işlerine karışmama" ilkesini koruduğu ancak Suudi Arabistan ve BAE'nin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Çin'in bu stratejisi, ABD'nin Ortadoğu politikalarıyla doğrudan bir rekabet anlamına geliyor. Washington, Suudi Arabistan ve BAE'yi İsrail ile normalleşmeye ve Çin'in askeri etkisini sınırlamaya zorluyor. Ancak Körfez ülkeleri, hem ABD ile güvenlik ittifakını sürdürmek hem de Çin ile ticari bağlarını korumak arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. İran savaşı sonrası bu dengede kaymalar yaşanabileceği öngörülüyor.
Uzmanlar, Çin'in Suudi Arabistan ve BAE'yi ABD'nin yanına itmemek için ekonomik teşvikler ve diplomatik destek sunacağını ancak askeri garanti vermeyeceğini düşünüyor. Zira Çin, henüz Ortadoğu'da ABD'ninki gibi kapsamlı bir askeri kapasiteye sahip değil. Bununla birlikte Pekin, Körfez'deki askeri üslerini genişletmek için gizli görüşmeler yürüttüğü yönündeki iddiaları reddediyor. Ancak Çin'in Cibuti'deki üssü ve diğer Hint Okyanusu tesisleri, bölgeye projeksiyon yapma kabiliyetini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ilişkileri açısından dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini normalleştirirken aynı zamanda Katar, Suudi Arabistan ve BAE ile savunma sanayi işbirliklerini ve ticari anlaşmalarını derinleştirmiştir. Çin'in Körfez'de ABD'ye karşı bir alternatif oluşturma çabası, Türkiye'ye bölgede çok yönlü bir denge politikası izleme fırsatı sunabilir. Ancak Çin ile Rusya'nın İran'a verdiği destek, Türkiye'nin Azerbaycan ve Orta Asya politikalarıyla çakışabilecek bir jeopolitik denklem yaratabilir. Öte yandan, Çin'in enerji talebi nedeniyle Körfez'de istikrarı koruma arzusu, küresel enerji fiyatlarının dengeli kalmasına katkı sağlayarak Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini olumlu etkileyebilir.