İran'ın üst düzey diplomatı Pazar günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İslam Cumhuriyeti'ne karşı yürüttüğü savaşta askeri bir çözümün olamayacağını kesin bir dille ifade etti. Ancak çatışmayı sona erdirmeye yönelik müzakerelerin görünürde çıkmaza girdiği belirtiliyor. Ağır bombardıman kampanyası, ABD ve İsrail'in başlattığı savaşı kesin bir sonuca ulaştırmadı.
Savaşın Arka Planı ve Diplomatik Çabalar
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri operasyon, haftalardır devam eden yoğun hava saldırılarına rağmen İran'ın direncini kıramadı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Pazar günü yaptığı yazılı açıklamada, "Bu savaşın askeri bir çözümü yoktur. Diplomasi ve müzakere tek çıkış yoludur" dedi. ABD yönetimi ise İran'ın bölgedeki etkisini kırmak ve nükleer programını durdurmak için askeri seçeneği masada tutuyor.
Müzakerelerin çıkmaza girmesinin ardında yatan temel nedenler arasında, ABD'nin İran'dan nükleer programını tamamen terk etmesini ve bölgesel milis güçlerine verdiği desteği kesmesini talep etmesi yer alıyor. İran ise bu talepleri "kabul edilemez" olarak nitelendiriyor ve önce saldırıların durdurulmasını istiyor. Taraflar arasındaki güven bunalımı, olası bir ateşkesin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
Uluslararası toplum, çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesinden endişe ediyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Katar ve Umman gibi bölge ülkeleri arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Ancak şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedilemedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD gerilimi, Orta Doğu'nun kırılgan güvenlik mimarisini daha da istikrarsızlaştırıyor. Savaşın başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatı aksamış, küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalar yaşanmıştı. İran'ın vekil güçleri olan Lübnan Hizbullah'ı, Yemen Husileri ve Irak'taki milisler, ABD ve İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını artırdı. Bu durum, çatışmanın kontrolden çıkma riskini beraberinde getiriyor.
ABD Başkanı, İran'a yönelik baskıyı artırmak için bölgeye ek askeri yığınak yaparken, İsrail de kuzey sınırında Hizbullah ile düşük yoğunluklu çatışmalar yaşıyor. Rusya ve Çin, ABD'nin askeri müdahalesine karşı çıkarak İran'a diplomatik destek veriyor. Moskova ve Pekin, BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrısı yapan bir karar tasarısını veto etmişti.
Uzmanlar, savaşın uzamasının İran ekonomisini daha da kötüleştireceğini, ancak Tahran'ın askeri yenilgiyi kabul etmeyeceğini belirtiyor. Diplomatik bir çözüm için ABD'nin ön koşulsuz görüşmelere razı olması gerektiği vurgulanıyor. Ancak Washington yönetimi, İran'ın "iyi niyet göstergesi" olarak önce saldırıları durdurmasını istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki savaşta diplomatik çözümden yana tavır alarak bölgesel istikrarın korunmasını savunuyor. Ankara, savaşın yayılması durumunda ekonomik ve güvenlik açısından ciddi risklerle karşılaşabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki aksamalar, Türkiye'nin enerji ithalatını olumsuz etkilerken, bölgesel kaos terör örgütlerinin hareket alanını genişletebilir. Türkiye, arabuluculuk girişimleriyle hem İran hem de ABD nezdinde denge politikası izliyor. Olası bir ateşkes, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarı artırabilir ve ekonomik kayıpları azaltabilir.