Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, İran destekli gruplar tarafından düzenlenen füze saldırısıyla ikinci kez vuruldu. Saldırıda can kaybı olup olmadığı henüz netleşmezken, havalimanındaki uçuşlar geçici olarak askıya alındı. Olay, İran'ın ABD'nin barış teklifine verdiği yanıtı 'yetersiz' olarak değerlendirmesinin hemen ardından geldi. Tahran yönetimi, ABD'nin bazı barış şartlarını kabul ettiğini ancak yanıtın kapsamlı olmadığını açıkladı.
Gelişmenin Arka Planı
Riyad Havalimanı'na yönelik saldırı, bölgede aylardır süren gerginliğin son halkası. İran ile ABD arasında dolaylı yürütülen müzakerelerde mesafe kat edilememişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD'nin ilettiği mesajda bazı taleplerin karşılandığını ancak yaptırımların kaldırılması ve bölgesel güvenlik garantileri konularında adım atılmadığını belirtti. Tahran, özellikle ABD askerlerinin bölgeden çekilmesi ve İran'a uygulanan ekonomik yaptırımların tamamen kaldırılması konusunda ısrarcı.
Suudi Arabistan makamları, saldırının ardından yaptığı açıklamada, havalimanına iki füzenin isabet ettiğini, bir füzenin ise hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü bildirdi. Saldırıyı henüz üstlenen olmadı. Ancak Suudi yetkililer, İran'ı 'bölgesel istikrarsızlığın kaynağı' olmakla suçladı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise saldırıyı kınadığını açıklarken, İran'a yönelik yeni yaptırımların gündemde olduğu sinyalini verdi.
Uzmanlar, saldırının zamanlamasının dikkat çekici olduğunu belirtiyor. İran'ın, ABD'nin yanıtını 'yetersiz' bulmasının hemen ardından böyle bir saldırının gerçekleşmesi, Tahran'ın askeri seçenekleri masada tutmaya devam ettiği şeklinde yorumlanıyor. Bölgedeki petrol fiyatları saldırı haberiyle birlikte yüzde 3'ten fazla arttı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Riyad Havalimanı'na düzenlenen saldırı, sadece Suudi Arabistan'ı değil, tüm Körfez bölgesini etkiliyor. Havalimanı, bölgenin en yoğun transit merkezlerinden biri. Saldırı sonrası birçok havayolu şirketi Riyad'a uçuşlarını iptal etti veya seferlerini askıya aldı. Bu durum, küresel havacılık ve ticaret hatlarında aksamalara yol açabilir.
Uluslararası toplumdan peş peşe kınama mesajları geldi. BM Genel Sekreteri, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Rusya ve Çin, sorunun diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği ise İran'a yönelik yeni yaptırımların tartışıldığını duyurdu. ABD Başkanı, saldırının ardından yaptığı açıklamada, 'İran'ın provokasyonlarına boyun eğmeyeceklerini' söyledi.
İran'ın nükleer programı da gerginliğin merkezinde. Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığını açıklamıştı. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer silah edinme çabasında olduğunu iddia ederken, İran programının barışçıl olduğunu savunuyor. Bu son saldırı, nükleer müzakerelerin geleceğini de belirsizliğe sürüklüyor.
Bölgesel güçler arasındaki denge de değişebilir. Suudi Arabistan, saldırıya karşılık verme konusunda çekimser kalsa da, ABD ile askeri işbirliğini artırabilir. İsrail ise İran'a yönelik olası bir operasyon için yeşil ışık beklediği yönünde iddialar var. Ancak uzmanlar, topyekün bir savaşın bölgeyi kaosa sürükleyeceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve Suudi Arabistan ile karmaşık ilişkilere sahip. Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve güvenlik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Enerji ithalatının önemli bir kısmını İran'dan karşılayan Türkiye, aynı zamanda Körfez ülkeleriyle ticari bağlarını güçlendirmeye çalışıyor. Saldırı sonrası petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin enerji faturasını yükseltebilir. Ayrıca, bölgede tırmanan gerginlik, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Türk dış politikası, dengeyi koruyarak her iki tarafla diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor. Ancak saldırıların sürmesi, Türkiye'yi de güvenlik önlemleri almaya itebilir.