İran, son dönemdeki askeri operasyonlarında stratejik hedeflerine ulaşmış görünse de, diplomatik alanda aşırıya kaçarak elde ettiklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Tahran yönetimi, bölgesel nüfuzunu artırmak için askeri güce dayalı bir strateji izlerken, uluslararası toplumla ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açacak adımlar atıyor. Uzmanlar, İran'ın savaş alanında kazandığı zaferlerin, barış masasında tek taraflı taleplerle heba olabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran, son yıllarda Ortadoğu'da vekil güçler ve doğrudan askeri müdahalelerle etki alanını genişletti. Yemen'de Husiler, Suriye'de Beşşar Esed rejimi, Lübnan'da Hizbullah ve Irak'ta Şii milisler üzerindeki nüfuzu sayesinde bölgesel bir güç haline geldi. Ancak bu başarılar, Tahran'ı daha agresif bir dış politikaya yöneltti. Nükleer müzakerelerdeki ısrarcı tutumu, ABD ve İsrail ile artan gerilim ve Körfez ülkeleriyle normalleşme sürecini baltalayan açıklamaları, İran'ın elini zayıflatıyor. Eski bir diplomatın değerlendirmesine göre, İran kazanımlarını konsolide etmek yerine daha fazlasını istiyor. Bu da mevcut kazançların sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
İran'ın bu tutumu, küresel ve bölgesel dengeleri doğrudan etkiliyor. ABD ve Batılı ülkeler, İran'ın nükleer programa ve füze geliştirmeye yönelik çalışmalarına daha sert yaptırımlarla karşılık verebilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, İran'ın yayılmacı politikalarına karşı İsrail ile daha yakın işbirliğine gidebilir. Öte yandan, Çin ve Rusya İran'ı desteklemeye devam ederse, bölgedeki kutuplaşma daha da derinleşebilir. Sonuç olarak, İran'ın askeri başarılarına rağmen izlediği diplomatik çizgi, bölgesel istikrarı tehdit ediyor ve uzun vadede kendi çıkarlarına zarar veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın aşırı talepleri, Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Doğu'daki çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzunun sınırlandırılmasını isterken, Tahran'ın Türkiye'ye karşı PKK/YPG'ye dolaylı destek verdiği iddialarıyla karşı karşıya. İran'ın diplomatik aşırılığı, Türkiye'nin Rusya ve ABD ile dengeli politikasını zorlaştırabilir. Ayrıca ekonomik yaptırımların derinleşmesi, Türkiye-İran ticaretini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın, İran'la hem işbirliği hem de caydırıcılık içeren çok boyutlu bir strateji izlemesi gerekiyor.